Ezan oldum dinmedim, bayrak oldum inmedim, şehit oldum ölmedim. Adım Müslüman soyadım Türk benim...
Neler yeni
ULVİ HOCAM NURKUL HOCAM 1825 GÜN 5 YIL OLDU LÜTFEN GELİN SİZİ ÇOK ÖZLEDİK.

Sünneti Çağa uyarlama yanılgısı -Misvak ve Hacamat

#1
Yazıyı şu cümleyi aklınızda tutarak okursanız daha çok istifade edersiniz: Sünnet çağa uydurulmaz, sünneti yaşamak için çağın imkanlarından istifade edilir…
İlahiyatçı geçinen bazı etiketli insanlar ve Diyanetin bir çok kitabında nedense insanları Peygamberin sünnetine teşvik edecekleri yerde tam aksine “o günün şartları” “bu günün şartları” diyerek bir ayrıma giderler ve sünnetlerin günümüze uyarlanması gerektiğini savunarak tevile giderler.

Bunu yaparken de çoğunlukla iki şeyi misal verirler: 1- Misvak 2- Hacamat… Misvak yerine diş fırçasını, hacamat yerine kan aldırmayı tavsiye ederek bunlarında sünnet yerine geçtiğini savunurlar. Bakalım bu iki sünnet İlahiyatçıların dediği gibi bu gün geçersiz midir?

MİSVAK ve DİŞ FIRÇASI
Diyorlar ki: “Peygamber Efendimiz misvak kullanmaktan kastı ağız temizliğidir. Bu gün bu temizliği diş fırçası ve macunu daha iyi yaptığından, misvağa gerek yoktur.”
İlahiyatçılar bu konuda iki noktayı hep birbirine karıştırmaktadırlar. Misvak ve ağız temizliği…
Halbuki Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in iki konuda da hadisi mevcuttur:
“Temzilik imanın yarısıdır” (Dârimî, vudu 2; Ahmed b- Hanbel, V, 342-344)

Temizlik hakkında hadis olmasına karşılık misvak için şiddetli tavsiye söz konusudur:
Ebû Hüreyre’ den (Radıyallahu anh) rivayet edildiğine göre Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Eğer mü’minlere zorluk vermeyecek olsaydım yatsı namazını geciktirmelerini ve her namaz (başın)da misvak kullanmalarım emrederdim.” Buhârî, cum’a 8; temenni 9; savm 27; Müslim, tahâre 42; Tirmizî, tahâre 18; Nesâî, ta¬hâre 6; mevâkît 20; Ibn mâce, tahâre 7; Dârimî, salât 168; Muvatta, tahâre 114-115; Ahmed b. Hanbel I, 80, 120; II, 245, 250, 259, 287, 399, 400, 429, 433, 460, 509, 517, 531; IV, 114. 116; V, 193, 410, VI 325, 429.
Sünen-i Ebu Davud)
”Misvak Allah’ın rızasını kazandırır ve ağzı temizler” (Buhari, Savm 27; Nesâî, tahâre 4; İbn Mâce, tahâre 7; Dârımî, vudü’, 19; Ahmed b. Hanbel, I, 3, 10; VI, 47, 62, 124, 146, 238.)
”Misvak kullanarak kılman namazın fazileti; Misvak kullanmadan kı¬lınan namazdan yetmiş kat fazladır” (Ahmed b. Hanbel VI.272)
Misvakın fazileti babında İmam Ahmed b. Hanbel ile İbni Hibban Hazreti Aişe (Radıyallahu Anhâ) dan şu hadisi rivayet ederler:
Resullüî1ah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): “Misvak ağzın temizliği, Allah’ın rızasıdır.” buyurdular rivayet edilmiştir.


Ebu Ömer misvak kullanmanın fazileti ittifakı olduğunu bu babta hiç bir ihtilâf bulunmadığını bütün ulemâya göre misvak kullanarak kılınan namazın misvaksız kılınan namazdan efdal olduğunu söylemiştir.

TEMİZLİK VE MİSVAK
Evet, İlahiyatçılar burada yanlış yola sapıyorlar. Çünkü ağzın temizliği başka bir konu, bu temizliği misvakla yapmak, misvak kullanmak ise başka bir konudur. Misvak, temizliği de cem etmektedir. O halde ağzı temizlemek bir sünnet, misvak kullanmak ise başka bir sünnettir. Ağzını misvak ile temizleyen kişi iki sünnet işlemiş olur.
Dolayısıyla “ağzını temizleyenin misvak kullanmasına gerek yok” diyemeyiz. Ayrıca “misvak kullanmayan kişi” ağzını temizlese bile misvak sünnetinden mahrum kalacaktır…


DİŞ FIRÇASI DEĞİL DE NEDEN MİSVAK?
Misvak gerçek ağacından yapıldığı zaman bir şifa kaynağıdır. Bu gün bile sağlık alanındaki uzmanlar diş macunlarının içerdiği sodyum florür ve benzeri maddelerin çocuk ve yetişkinlere kanser dâhil birçok zararlarının olduğunu tesbit etmiş, misvak tavsiye edecek hale gelmişlerdir. (hiç sordunuz mu bunca insan diş macunu kullandığı halde hastanelerin diş servisleri dolup taşıyor, daha gencecik insanlar bütün dişlerini söktürüp takma diş yaptırıyor… Çünkü kullanılan macunlar kısa vadede temizlik sağlasa da misvak gibi etkili olmamakla beraber zaten kimyasallardan yapılmaktadır.)

Diş fırçaları mikrop yuvasına dönerken misvağın en öne çıkan özelliği mikrop barındırmamasıdır. Bunun yanında balgamı engellemesi ve buna bağlı olarak zekânın gelişmesi de öne çıkan özelliklerindendir.
Misvağın başlıca faydaları şöyle sıralanmıştır:
Ağız kokusunu güzelleştirir.
Gözleri cilalandırır,
Göz ağrılarını teskin eder,
Diş çürümelerini önler,
Diş etlerinin çekilmelerini önler,
Damaklara kuvvet verir,
İhtiyarlığı geciktirir,
Ölümden maada her derde şifadır,
Basur hastalığını teskin eder,
Hazmı kolaylaştırır,
Zihni açar, ezberlemeyi kolaylaştırır,
Kalbi, mideyi ve göz sinirlerini kuvvetlendirir,


HACAMAT
Hacamatı da aynı şekilde kan bağışıyla bir tutmaktadırlar. Bakalım hacamat kan bağışlamak gibi midir?
Öncelikle bu konuda bir hadis-i şerif zikredelim:
Enes (Radıyallahu Anh)’den rivâyete göre: “Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), başının arkasındaki iki yan damarından ve iki kürek kemiği arasından kan aldırmıştı. Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ayın on yedi, on dokuz ve yirmi birinci günlerinde kan aldırırdı.” (Ebû Dâvûd, Tıp: 3; İbn Mâce: Tıp: 20)


Bu konuda mesela Mustafa Karataş şöyle diyor: “Ancak diğer bir çok hususta olduğu gibi hacamat konusunda da Hz. Peygamberin sünneti, onun döneminde yapıldığı sekliyle hacamat yaptırmak mı, yoksa hacamat yaptırmayı kan vermek kabul ederek, bugün modern tıbbın öngördüğü şekilde kan aldırmak ve kan bağışında bulunmak mıdır?”
Hacamatı kan vermeye ve dolayısıyla kan bağışlamaya çevirip, günümüze uyarlama gayretinde olan ilahiyatçı bir husus maalesef unutuyor. Kan bağışı, bağışlanan kanın bir başkasında kullanılması için yapılır. Yani bağışladığınız kan sizin damarlarınızdan çekilir, ihtiyaç sahibine nakledilmek üzere saklanır.

Hacamat ise tam tersine derinin altındaki akıcılığı olmayan pıhtılaşmış kirli kanı ve dokular arasındaki sıvıda biriken atıkları dışarı atmak suretiyle kanın rahatça dolaşmasını sağlamaktır. Hacamat çoğunlukla da bir hastalığa çare olarak yapılmaktadır.
Damardan kan aldırmak kanın tazelenmesine fayda sağlar, hacamatın ise faydaları hayli çoktur:
Baştan hacamat olmak; delilik, cüz zam, gece körlüğü, alaca, baş ağrısı, diş, göz, kulak gibi hastalıklara ve daha birçok hastalığa şifadır.
– Kırmızı kan hücrelerini (alyuvarları) büyüten kanı katılaştıran, dolaşımı bozan fazla asitleri
hacamatla vücuttan dışarı atabiliriz.
- Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir, vücuda direnç kazandırır.
- Kan üretiminden sorumlu organları (kemik iliği, karaciğer, dalak) uyarır.
- Kan ve dokulardaki gaz ve toksinleri atar.
- Ödemleri çözer.
- Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir, vücuda direnç kazandırır.
- Kan üretimi ile görevli organları uyarır.
- Beyin fonksiyonlarını canlandırır.
- Ağrıları giderir. Hastalıkları Önler
- Tansiyonun dengelemesine yardımcı olur.

Din adına konuşan bir insan kalkıp nasıl olur da hacamat ile kan bağını kıyaslar ve birini diğerine alternatif olarak sunar?
Halbuki şöyle demeleri gerekir: Hacamat sünnettir ve bir çok faydası vardır. Kan bağışının da insan bünyesine faydası olmakla birlikte ihtiyacı olan insanlara ulaşması açısından bu bağış önemlidir. Ancak şu bir gerçek ki, damardan kan aldırmak, hacamattan alınan verim ve faydayı sağlayamamaktadır… Böyle demeleri gerekirken sünneti tahkir eden, pis, çağ dışı bir uygulamaymış gibi gösteren izahatlar yapıyorlar.
Birini diğerine alternatif olarak sunulması çok yanlıştır. Hacamat çok yönlü bir işlem olup, hastanın hastalığına göre bir tedavi yöntemi iken kan bağışı standarttır ve bir hastalığı tedavi yöntemi değildir.

SÜNNETİ ÇAĞA UYDURMADA YANLIŞ YOL!
İşte bu misaller yanlış izlenen bir yolun neticesidir. Halbuki sünneti doğru anlayabilmiş olsalardı bu yanlışa düşmeyeceklerdi.
Öncelikle şunu belirtelim ki, sünneti çağa uydurmak yoktur, çağın imkânlarından faydalanmak vardır…
Mesela Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hazreti Bilal’e (Radıyallahu anh) yukarı çıkıp ezan okumasını emretmiştir. Şimdi burada yukarı çıkması bir sünnetin uygulanmasıdır. Bu bir çatı da olabilir, minare de olabilir. Böylelikle sünnet yerine gelmiş olur.
Resulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hurma çekirdekleri ve çakıl taşları ile zikir yapanları (Allahın adını ananları) görmüş ve men etmemiştir. O halde bunun aslı isbatlanmış olur. Artık ipe dizilip dizilmemesinde bir fark yoktur.

Bunun örnekleri çoğaltılabilir.
İlahiyat çevresinde maalesef misvak ve hacamat misalinde olduğu gibi yanlış yorumlamalar mevcuttur. Bir de bunu hadis dalındaki Prof.lar yapmaktadır. Sonra talebelerine bile cevap verememekte, susup kalmaktadırlar…
Çünkü sünneti doğru değerlendirmek için inkar değil, teslimiyet şarttır
ALINTI
 
Son düzenleme: