Süleyman Hilmi Tunahan (k.s) H.z nin Hayatı ve Sözleri | İlim Yuvası - Ulvi Hocaları Sevenler Platformu
ULVİ HOCAM NURKUL HOCAM 1400 GÜN OLDU LÜTFEN GELİN SİZİ ÇOK ÖZLEDİK - ULVİ HOCAM NURKUL HOCAM 1400 GÜN OLDU LÜTFEN GELİN SİZİ ÇOK ÖZLEDİK - ULVİ HOCAM NURKUL HOCAM 1400 GÜN OLDU LÜTFEN GELİN SİZİ ÇOK ÖZLEDİK

Süleyman Hilmi Tunahan (k.s) H.z nin Hayatı ve Sözleri

'Tarihi ve Dini Kişilerin Biyografileri' forumunda dost-semihbaba4125 tarafından 22 Mar 2011 tarihinde açılan konu

Bu Sayfayı Paylaş

  1. dost-semihbaba4125

    dost-semihbaba4125 Asteğmen
    Özel mesaj gönder

    Katılım:
    29 Ara 2010
    Mesaj:
    2,246
    Alınan Beğeniler:
    19
    Süleyman Hilmi Tunahan (k.s) H.z nin Hayatı ve Sözleri
    HAYATI:

    Adı Süleymân Hilmi, soyadı Tunahan'dır
    Babası zamânın müderrislerinden Hâfız Osman Efendidir Soyu FâtihSultan Mehmed Hanın "Tuna Hanı" olarak tâyin ettiği ve kendi kızkardeşi ile evlendirdiği İdris Beye dayanmaktadır 1888 (H1306)senesinde Silistre'nin Ferhatlar köyünde doğdu 1959 (H1379) senesindeİstanbul'da vefât etti Karacaahmed Kabristanındadır
    Babası Osman Efendi tahsîliniİstanbul'da tamamladıktan sonra Silistre'ye giderek meşhûr Satırlı Medresesindeyıllarca müderrislik yaptı
    İlim ehli ve fazîlet sâhibibir âiledendünyâya gelen SüleymânHilmi Tunahan, ilk tahsîlini SilistreRüşdiyesinde ve Silistre Satırlı Medresesinde yaptı Bilâhare tahsîlinitamamlamak için İstanbul'a gelerek Sahn-ı Semân (Fâtih) Medresesinekaydoldu Fâtih dersiâmlarından ve o devrin meşhûr âlimlerinden BafralıAhmed Hamdi Efendi (BüyükHamdi Efendi)nin ders halkasına devâm ettiZamânın usûlüne göre aklî ve naklî ilimleri tahsîl ettikten sonra 1916senesinde Ahmed Hamdi Efendiden birincilikle icâzet, diploma aldı Dahasonra o zamanki tâbiri ile dersiâm (profesör) olarak yetişmek üzereSüleymâniye Câmii medreselerinden Medresetü'l-Mütehassısînin tefsîr vehadîs kısmına devâm etti.Son derece parlak bir zekâya sâhib olanSüleymân Hilmi Tunahan, 1919 senesinde Medresetü'l-Mütehassısîn'denbirincilikle mezûn oldu Aynı yıllarda Medresetü'l-Kuzâtı (HukukFakültesini) da üstün bir derece ile bitirdi Böylece bir taraftan dersiâm diğer taraftan da kâdılık rütbelerine ulaşarak devrinin zâhirîilimlerini tamamladı Mezûniyetini müteâkip İstanbul'da dersiâm olarak vazîfeye başlayan Süleymân Hilmi Tunahan bir müddet sonra medreselerinkapatılması üzerine vâizliğe tâyin edildi Uzun müddet İstanbul'unSultanahmet, Süleymâniye, Yeni Câmi, Şehzâdebaşı ve Piyâle Paşa gibibüyük câmilerinde halka vâz ederek insanlara İslâmiyetin emir veyasaklarını anlattı
    Aşağıdakibölümler Evliyalar Ansiklopedisinde yer almamaktadır, farklıkaynaklardan temin edilmiştir
    SÜLEYMANHİLMİTUNAHAN (KS) HAZRETLERİ’NİN KRONOLOJİSİ (3)
    1888/ 1304 - Miladi/ Rumi Süleyman Hilmi (ks)Efendi, Silistre’nin Hezergrad kasabasının Ferhatlar köyünde dünyayageldi
    1913 / 1329 -Darü’lHilafeti’l Aliyye MedreseleriKısm-ı Ali (Sahn) Medresesine girdi
    1915 / 1331 - 3sınıf 1 şubesini 90 üzerinden 88puanla bitirdi
    Eylül 1916 / Eylül 1332 -4 sınıfı 80 üzerinden 76puanla bitirdi
    30 Eylül 1916 / 17 Eylül1332 –Medresetü’l-Mütehassisin’in (Süleymaniye Medresesi) Tefsir-Hadisbölümüne girerek Hafız Ahmet Paşa Medresesine kaydoldu
    1918 İstanbulMüderrisliği Ruûsuna tayin edildi
    27 Mayıs 1919 SüleymaniyeMedresesininTefsir-Hadis şubesinden mezûn oldu
    1926 Köyü olanFerhatlar’ı son defa ziyaret ederek40 gün kaldı
    1927 BabasıO smanEfendi vefat etti
    1936 Mürşid-iKamil olarak vazifeye başladı
    1939 İlk defa tevkifedilerek, birinci şubenin tabutluklarında işkence ve hakaretle dolu 3 gün geçirdi
    1941 Bulabildiği birkaç talebeye ilim öğretmeyebaşladı
    1944 İkincidefatevkif edildi Birinci şubetabutluklarında, 8 gün işkenceye tabi tutuldu
    1949 Kur’ân kurslarının açılmasına, sınırlı daolsa müsâade eden kanunun yürürlüğe girmesiyle, Süleyman Efendi Hazretlerinin ilim öğretme faaliyeti bir nebze rahatladı
    1950 Vaizlikbelgesiiade edildi
    1951 SüleymanEfendi(ks), Şehzadebaşı’ndanKısıklı’ya taşındı ve Avrupa yakasındaki talebelerin tedrisini damadı Kemal Kacar’a bıraktı
    1951 Çamlıca’da,Konya Lezzet Lokantası sahibiMustafa Bey’in köşkünün birinci katında ilk düzenli Kur’ân Kursufaaliyeti başladı
    1952 Çamlıca’da AzizMahmud Hüdayi Hazretlerinin Çilehanesinin yanında ilk resmi Kur’an Kursu, Üsküdar müftülüğüne bağlı olarak açıldı
    1956 CezâyirMüslümanlarının Fransız sömürgeciliğiyle mücadelesi esnasında, vaazlarında "Müslüman kardeşlerimize duâ edelim" dediği için, defalarca karakola çağrıldı veifadesi alındı
    1957 Bursa’datertiplenen mehdilik hâdisesi üzerine tutuklandı ve Kütahya Hapishanesi’nde, 69 yaşında olmasına rağmen 59 gün hapsedildi İdam talebiyle yargılandı, berâat etti
    16 Eylül 1959 İstanbul Kısıklı’daki Hâne-i Seâdetlerinde, 72 yaşında ahirete intikâl ettiler
    Tasavvufyolunda Selâhüddîn ibni MevlânâSirâcüddîn Efendinin sohbetlerine devâm ederek yetişti Süleymân HilmiTunahan'ın tasavvufî yönüyle ilgili olarak, dâmâdı ve bağlısı KemâlKaçar tarafından Necip Fâzıl Kısakürek'e verdiği notlardan birbölümüşöyledir:
    "Süleymân Efendinin bâtın ilmine yâni tasavvuftaki mânevî cephesine gelince, şüphesiz bu husus ehlinemâlumdur Zâhirî akıl ve zekâ ile idraki mümkün olamaz Öyle ki, birinsan müslüman olabilir, tahsilli ve akıllı olabilir Hattâ iç hayâtı münkir olamaz da yine tasavvuf ve irşâda ehil bir zât ile karşılaştığıhalde, o zât ilâhî irâdeyle kendisini ona bildirmezse, dünyâlar biraraya gelse onun feyzlerinden haberdâr olamazlar Bizim ise kendisininmânevî cephesi üzerinde zerrece tereddüdümüz yoktur Biz bu noktayı ilmelyakîn biliyoruz Kendisinin tasarrufunu ve rûh melekeleriüzerindeki tesirini öz rûhumuzda ve vücûdumuzda hissetmiş, enfüsî vekevnî kerâmetlerinin üstün irşâd hârikalarını fiil hâlinde ve hakkıylamüşâhede etmiş bulunuyoruz Allah'ın bu husustaki inâyet ve lütfunamazhar olduğumuza, kendilerinin kâmil ve mükemmel mürşid olduğuna Silsile-i sâdâd=Büyükler zinciri kolundan otuz ikinci ferdi Selâhüddînibni Mevlânâ Sirâcüddîn hazretlerinin cismânî nisbet, İmâm-ı Rabbânîhazretlerinin de rûhânî nisbetle vârisleri bulunduğuna îmânımız tamdır Kendisinin bu cephesini anlamayanların, hiç olmazsa aksini iddiâetmemelerini ve kendisinde bir mürşid hâli görmediklerini söylemekten çekinmelerini, dünyâ ve âhiret yıkımına uğramamaları bakımından tavsiyeederiz"
    Zâhirî ve bâtınî yönden yüksekderecesâhibi olan SüleymânHilmi Tunahan, îtikâdda Ehl-i sünnet, amelde Hanefî mezhebine, tasavvufta Nakşibendiyye yoluna mensûb idi Ehl-i sünnetvel-cemâate son derece bağlıydı Kendisinden feyz alan talebeleri ilevâz ve sohbetlerine devâm eden kimselere en büyük tavsiyesi; "Ehl-isünnet vel-cemâat" akîdesine ihlâs ve samîmiyetle bağlı olmalarıydı
    Yetmiş iki senelik ömrü boyunca İslâmiyetin emir ve yasaklarını öğrenmek, öğretmek ve insanlaraanlatarak onların dünyâ ve âhiret saâdetine kavuşmalarına vesîle olanSüleymân Hilmi Tunahan 16 Eylül 1959 senesinde İstanbul'da Kısıklı'daki evinde vefât etti Karacaahmet Kabristanlığına defnedildi (1,2)

    Sözleri:

    Oğlum! İlimsiz ibadetin tadı olmaz Tek kanatlı kuş uçmaz İnsanların dünyaya dalıp, istikbal sevdasına düştükleri şu günde, Mevla'nın ilmini okuyacağız O, insana iki cihanda izzet ve şeref veren âli (yüksek) bir iştir
    * Allah yolunda ol, dosdoğru ol, verdiğin sözün eri ol

    * Evladım, ağzın laf ediyorsa dil ile doğru ol, sözünle doğru ol Sana inanan kişilere karşı sözünden cayma Eğer sözünü tutarsan "söz" olur ve seni cennete götürür; tutmazsan "köz" olur

    * Elinle doğru ol Kolunu muzırda (zararlı şeyde) değil, yardım işinde kullan

    * Tartıyla iş yapıyorsan terazinde, ölçüyle iş yapıyorsan metrende ve litrende doğru ol

    * Doğrunun doğruluğu, bütün sülalesine akseder, hepsini hayra götürür

    * İhlas ve samimiyet Allah ve Resûlüne yönelen kimse, gölge gibi dönen dünyayı ve her hayrı kendine tabi kılar Ahirete çalışan dünyayı elde eder Dünyaya çalışan ise ahireti kazanamaz Zira ahiret, hakikat, dünya haleftir Ağacı kökünden götürürsen, gölge de beraber gider Ahirette ne varsa, dünyada onun misali vardır Eğer olmazsa dünya yalan olur Teyemmüm abdestin halefidir, dünya da ahiretin

    * İnsanları sev ve kimseyi kendinden alçak görme Tevazu sahibi ol, zira en halis niyyet alçak gönüllülüktür Mütevazi olan kimse en güzel zineti takınmıştır Kimseyi kendinden aşağı görme

    * Hayatta haset etmeden say, kıskanmadan sev Bazı insanlar başkasındakini istemez Öyle olma Gıpta et, fakat haset etme Zira Allah'ın huzuruna fesatle çıkılmaz

    * Şöyle düşünmeli; Ya Rabbi, aciz kulunu ümmet-i Muhammed'e hizmet etmeye muktedir kıl Eğer "Yâ Rabbi, bana ilim ihsan et" denirse, şahsi menfaate taalluk edeceğinden (şahsi istek olacağından) rıza-yı ilahiye muvafık (uygun) olmaz Zira her ilim sahibi; bu ümmete hizmet etmiş değildir, edemez Bu itibarla da rıza-yı Bâri'yi bulamaz, ilim ve cennet istemek menfaat-ı şahsiyedir Gaye ise rıza-yı Bârî'dir (Allah'ın rızasıdır)

    * Memur olduğun zaman, sana gelen vatandaşlara sakın yüksekten bakma Yanına geleni ayakta bekletme, yanında daima bir sandalye bulundur ve oturtuver Biraz dinlendirdikten sonra halini sor, işini hallet Sakın ha, "Bugün git, yarın gel" deme İşini o gün bitir Eğer öyle yapmazsan, on parmağım yakanda olacaktır

    * Senden daha iyi hizmet edecek olan varsa, makamını ona ver İşte vatanperverlik budur Başında müdürün varsa, haset etmeden say, kıskanmadan sev

    * Hak'tan korkan, halktan korkmamalı İşini düzgün yapanın içi de düzgün olur

    * İnsanlar muhteliftir Bazısı daha kabiliyetli, bazısı daha yakışıklıdır "Ben niye onun yerinde olmayayım" deme, elindekinden olursun

    * "Allah bana bir verirse arkadaşıma, komşuma iki versin" diye düşünürsen, seninki üç olur Eğer arkadaşın veya komşun böyle düşünmüyorsa, onunki ikide kalır

    * Vasiyetim olsun, tefrikaya düşmeyiniz, kavmiyet gütmeyiniz Ehl-i sünnetin gayri olan yanlış yollara sapmayınız Her yerde birlik ve beraberlik lazımdır Muvaffak olmak için her hususta ittifak etmeli ve dayanışmayı asla elden bırakmamalıdır Çünkü Allah'ın nusreti, maddi ve manevi yardımı cemaat ile beraberdir Toplu çalışanlar bunun semeresini kısa zamanda elde ederler

    * Çalışkan ol, üretici ol Zira Peygamber Efendimiz, "Çalışmak ibadettir" buyuruyor Evladım, alın teri olmadan hiç bir şeyin kıymati bilinmez Tarlanı ek, mahsulünü al Komşuna ver, ağaç dik

    * "Her koyun kendi bacağından asılır" sözü yanlıştır Dinimizde "neme lazım" demek yok "Bana lazım" demek vardır

    * Macaristan vaktiyle Müslümandı Fakat bir gün geldi, orada yalnız zahiri ulema kaldı Zahiri ulema, maneviyattan mahrum olduğu için dengeyi tartamadı Ve işte gördüğünüz gibi Hristiyan olup gittiler Bu din maneviyatsız muhafaza edilemez

    * Bizim; para pul, mevki, makam, siyaset, politika, kavga ve gürültüyle işimiz yok İsnatsız her Müslümanın çocuğunu da okuturuz Bir tek fert geri dönmüşse haber versinler

    * Temizlik ibadettir ve imanın yarısıdır Eğer sokakta birisi hata yapmışsa, (pisletmişse) sen onu ayağının ucuyla örtüver

    * Din asıl, dünya ve siyaset feri'dir (ayrıntıdır) Dünya ve siyaset dinin inkişafına alet olabilir Fakat din, dünya ve menfaat ve siyasetine alet olamaz Alet edenlere lanet vardır

    * Evden çıktığında veya eve dönerken karşından gelen ilk kişiye selam ver Onun vermesini beklersen olmaz; evvela sen ver İşte o zaman o da sana karşılığını verecektir Veren el alan elden, sunan gönül alan gönülden azizdir

    * Ya Rabbi! Dünyayı kalbime koyma, elimden de alma

    * İlim, nûr-i ilahidir; insan ise kovan Kirli bir kovanda arının durmadığı gibi, isyan ve zulmetle kirlenmiş vücut ve kalpte de ilim durmaz

    * İnsan gibi, ilmin de anâsır-ı erbaası (dört unsuru) vardır Ağızdan öğrenmek ve anlatmak, gözüyle görmek, kulağıyla işitmek, eliyle yazmak Bununla beraber, kalbiyle de feyz-i ilahiyi çekecek

    * Günde en az iki kişiye iyilik et, gönlünü al Çünkü cennetin yolu gönül almaktan geçer Gönül almak cennetin Firdevs kapısını açmaktır

    * Ben sabahları kalkarken, "Ey Allahım, bana bugün bir kişiye iyilik yapmak nasip eyle" diye dua ederim

    * Sırf batınla meşgul olanlar mülhiddir Sırf zahirle meşgul olanlar gafildir Kemalat, her ikisinin birleşmesindedir

    * Yemek yerken, su içerken "İbadet için kuvvet olsun yâ Rabbi" diye, Mevla'nın huzurunda olduğunu düşünmek lazım

    * Bildiğini öğret Temiz ol ve temizliğinle örnek ol Münevver kişi, münevvir (nurlandırıcı) kişi demektir Öyleleri var ki, üç fakülte bitirir de, hasedinden, kıskançlığından, hiç bir şey öğretmez Gerçek münevver, bildiğini yapan ve öğreten kişidir

    * Emir vermeye alışmayın Ben, validenizden su dahi istemem Emir vermekle sözün ruhu ölür İhbar, emirden daha müessirdir (tesirlidir) Misal, (Sigara içme! demek yerine) "Benim oğlum sigara içmez değil mi?" demek gibi....


    ....ALLAH (ZT.C.C.) bizi şefaatine nayil eylesin... AMİN cümlemizi...

    PEYGAMBERİMİZ HZ. MUHAMMED (S.A.V) BAŞATA OLMAK ÜZERE TÜM PEYGAMBERLER Süleyman Hilmi Tunahan (k.s) H.z nin NİN VE TÜM ÖLMÜŞ VE YAŞIYO OLAN EVLİYALARIN RUHU VE MAKAMLARINA FATİHA AMİN


     
  2. dost-semihbaba4125

    dost-semihbaba4125 Asteğmen
    Özel mesaj gönder

    Katılım:
    29 Ara 2010
    Mesaj:
    2,246
    Alınan Beğeniler:
    19
    :52:
     

Bu Sayfayı Paylaş

Yükleniyor...