Ezan oldum dinmedim, bayrak oldum inmedim, şehit oldum ölmedim. Adım Müslüman soyadım Türk benim...
Neler yeni
ULVİ HOCAM NURKUL HOCAM 1825 GÜN 5 YIL OLDU LÜTFEN GELİN SİZİ ÇOK ÖZLEDİK.

Sihir

#1
II. BÖLÜM SİHİR
Şeytan'ın yardımı ile ve bazı sebeplere sarılarak batılı hak suretinde göstermeye sihir denir.

Sihir yapabilmek için habis bir nefis sahibi olmak gerekir. Çünkü şeytandan yardım alabilmek ve onunla münasebet kurabilmek için habis olmak" başka bir deyişle şeytanlaşmış olmak gerekir.

İslamiyet sihrin varlığını inkâr etmemiş, ancak tevhid akidesine zarar verdiği, İslam ahlak ve prensiplerini rencide ettiği için yasaklamıştır. Binaenalyh, bir Müslüman sihirle meşgul olamaz.

Allah (c.c.)'un Rasulü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Helak edici yedi şeyden sakının; Allah'a şirk koşmak, sihir yapmak, Allah'ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmek, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, zinadan habersiz namuslu Müslüman kadınlara zina iftira etmek" (Buhari)

"Muhabbet ve sair maksatlar için efsun yapmak, iplik okumak veya muska yazmak suretiyle sihir yapmak şirktir." (Ebu Davud)

Sihrin tesiri kafi midir diye sorulacak olursa, bilinmelidir ki; kafi değildir. Yani sihir erbabı, dilediği şeyi yapamaz. Bir kimse "sihirbaz sihir ile istediği şeyi yapar, sihri muhakkak tesir eder" derse, kâfir olur. "Sihir, Allah (c.c.) takdir etmiş ise tesir edebilir" demelidir. Çoğu zaman sihirbazın sihiri ya tesir etmez yada arzusunun hilafına tesir eder
 
#2
SİHRİN HAKİKAT OLDUĞUNUN DELİLLERİ
-Kur'an-ı Kerim'den deliller:
1- Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor: "

وَاتَّبَعُواْ مَا تَتْلُواْ الشَّيَاطِينُ عَلَى مُلْكِ سُلَيْمَانَ وَمَا كَفَرَ سُلَيْمَانُ وَلَـكِنَّ الشَّيْاطِينَ كَفَرُواْ يُعَلِّمُونَ النَّاسَ السِّحْرَ وَمَا أُنزِلَ عَلَى الْمَلَكَيْنِ بِبَابِلَ هَارُوتَ وَمَارُوتَ وَمَا يُعَلِّمَانِ مِنْ أَحَدٍ حَتَّى يَقُولاَ إِنَّمَا نَحْنُ فِتْنَةٌ فَلاَ تَكْفُرْ فَيَتَعَلَّمُونَ مِنْهُمَا مَا يُفَرِّقُونَ بِهِ بَيْنَ الْمَرْءِ وَزَوْجِهِ وَمَا هُم بِضَآرِّينَ بِهِ مِنْ أَحَدٍ إِلاَّ بِإِذْنِ اللّهِ وَيَتَعَلَّمُونَ مَا يَضُرُّهُمْ وَلاَ يَنفَعُهُمْ وَلَقَدْ عَلِمُواْ لَمَنِ اشْتَرَاهُ مَا لَهُ فِي الآخِرَةِ مِنْ خَلاَقٍ وَلَبِئْسَ مَا شَرَوْاْ بِهِ أَنفُسَهُمْ لَوْ كَانُواْ يَعْلَمُونَ

"Süleyman (Aleyhisselam)'ın mülkü (saltanatı) hakkında onlar, şeytanların uydurdukları yalanlara uydular. Oysa Süleyman (Aleyhisselam) (büyü yaparak) küfre gitmemişti. Fakat o şeytanlar, küfre gittiler ki insanlara sihri, Babil'deki iki meleğe, Harut ve Mârufa indirilen şeyleri öğretiyorlardı. Bu ikisi; "Biz sadece imtihan ediyoruz, sakın küfre düşme" demedikçe kimseye bir şey öğretmezlerdi. Halbuki bu ikisinden, koca ile karısının arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı. Oysa Allah'ın izni olmadıkça onlar kimseye zarar veremezlerdi. Kendilerine zarar verecek, faydalı olmayacak şeyler öğreniyorlardı. And olsun ki, onu satın alanın ahiretten bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şeyin ne kötü olduğunu keşke bilselerdi!" (Bakara: 102)

قَالَ مُوسَى أَتقُولُونَ لِلْحَقِّ لَمَّا جَاءكُمْ أَسِحْرٌ هَـذَا وَلاَ يُفْلِحُ السَّاحِرُونَ

2- "Musa (aleyhisselam) dedi ki; Gerçek size geldiğinde, onun için böyle mi söylüyorsunuz? Büyü müdür bu. Halbuki büyücüler felah bulmazlar."(Yunus 77)

فَلَمَّا أَلْقَواْ قَالَ مُوسَى مَا جِئْتُم بِهِ السِّحْرُ إِنَّ اللّهَ سَيُبْطِلُهُ إِنَّ اللّهَ لاَ يُصْلِحُ عَمَلَ الْمُفْسِدِينَ

3- "Büyücüler gelince, Musa (Aleyhisselam) onlara "Atacağınızı atın" dedi. Onlar atacaklarını atınca, Mûsâ (Aleyhisselam) dedi ki: Bu sizin yaptığınız büyüdür. Allah onu boşa çıkaracaktır. Allah, elbette bozguncuların işini düzeltmez." (Yunus 81)

وَأَلْقِ مَا فِي يَمِينِكَ تَلْقَفْ مَا صَنَعُوا إِنَّمَا صَنَعُوا كَيْدُ سَاحِرٍ وَلأَ يُفْلِحُ السَّاحِرُ حَيْثُ أَتَى

4- "Sağ elindekini bırakıver! O, onların yaptıklarını yalar yutar! Zira onların yaptıkları, sırf sihirbaz hilesidir. Sihirbaz ise nerede olsa felah bulmaz." (Ta-ha: 69)

فَأُلْقِيَ السَّحَرَةُ سُجَّدًا قَالُوا آمَنَّا بِرَبِّ هَارُونَ وَمُوسَى

5- "Sonunda bütün sihirbazlar secdeye kapandılar. "Biz, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik" dediler. (Ta-Ha: 70)

وَأَوْحَيْنَا إِلَى مُوسَى أَنْ أَلْقِ عَصَاكَ فَإِذَا هِيَ تَلْقَفُ مَا يَأْفِكُونَ {117} فَوَقَعَ الْحَقُّ وَبَطَلَ مَا كَانُواْ يَعْمَلُونَ {118} فَغُلِبُواْ هُنَالِكَ وَانقَلَبُواْ صَاغِرِينَ {119} وَأُلْقِيَ السَّحَرَةُ سَاجِدِينَ {120} *3* سورة الأعراف (7) ص 165 @قَالُواْ آمَنَّا بِرِبِّ الْعَالَمِينَ {121} رَبِّ مُوسَى وَهَارُونَ {122}

6- "Biz de Musa'ya "asanı at" diye vahyettik. Bir de baktılar ki, bu, onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor. Böylece gerçek ortaya çıktı ve onların yapmakta oldukları yok olup gitti. (Fir'avn ve kavmi) orada yenildiler ve küçük düşerek geri döndüler. Sihirbazlar ise secdeye kapandılar. "Musa ve Harun'un da Rabbi olan alemlerin Rabbine inandık" dediler." (A'raf: 117-122)

*3* سورة الفلق (113) ص 604 @بسم الله الرحمن الرحيم قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ {1} مِن شَرِّ مَا خَلَقَ {2} وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ {3} وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ {4} وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ {5}

7- De ki; Sabahın Rabb'ına sığınırım. Yaratıkların şerrinden Bastırdığı zaman karanlığın şerrinden Düğümlere üfürenlerin şerrinden Hased ettiğinde hased edenlerin şerrinden Düğümlere üfürenlerin şerrinden; yani düğümlere üfürüp (üfürükçülük cincilik) rukye yaptıklarında büyücü kadınların şerrinden (Allah'a sığınırım) demektir, (Ibni-i Kesir)

İmam-ı Kurtubi de, bu ayetin tefsirinde; "Düğümlere üfürerek sihir yapan kadınların şerrinden (Allah'a sığınırım) de", olarak tefsir etmiştir.

İbn-i Ceririt Taberi; Bu ayeti, kadınların düğümlere üfürerek sihir yaptıkları zaman şerlerinden (Allah'a sığınırım) de, olarak tefsir etmiştir.

-Sünnetten Deliller
1- Ibn-i Abbabs (r.a.)'dan Hz. Peygamber (s.a.v)'in şöyle buyurduğu rivayet ediliyor. "Yıldızlardan bir dal iktibas eden, öğrenen, bir nevi sihir öğrenmiş olur." Bu hadiste peygamberimiz (s.a.v) sihir öğrenmeyi yasaklıyor. Bu da delildir ki sihir, hakikidir, öğrenilir ve öğretilir. Aynı şekilde şu ayet de delildir; "Bu ikisinden, koca ile karısının arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı."

Sihir bir ilimdir. Fakat öğrenilmesi yasaklanmıştır. Allah ve Rasulu de sihirbazı ve sihirbaza gideni zemmetmiştir.

2- Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: Şarap içmeye devam eden, sihirbazı tasdik eden, yani "sihir bizatihi tesir eder" diyen (sihir ancak Allah (c.c.) takdiri ve izni ile tesir eder) ve Sıla-i Rahmi terk eden yani akrabalarını ziyaret etmeyi terk eden duhul'u evveliyn ile cennete girmez. (İbni Hibban)

Efendimiz (s.a.v.) "sihir bizatihi tesir eder" itikadını yasaklamıştır.

Her müslümanın bilmesi lazımdır ki ne sihir nede herhangi bir musibet Allah'ın takdiri olmadan tesir etmez. (Oysa Allah'ın (c.c.) izni olmadıkça onlar kimseye zarar veremezlerdi.) Kavli şerifi bunu açıklamaktadır.

3- İbn-i Mesud (r.a.); "Kim sihirbaza, Araf'a ve kâhine gider ve onların sözlerini tasdik ederse Muhammed'e (s.a.v.) indirileni inkar etmiş olur." (Bezzaz)

4- Hz. Aişe (r. anha) şöyle buyurdu:

Lebid b. Asam adında Beni Zurayk yahudilerinden biri, Resulullah'a sihir yaptı. O kadar ki, Rasulullah (s.a.v.) hiç yapmadığı bir şeyi yapmış gibi görünüyordu. Hatta bir gün veya bir gece resulullah (s.a.v.) dua etti, tekrar tekrar dua etti ve sonra şöyle dedi; "Ey Aişe! gördüm ki, Allah bana istediğimi verdi, iki adam geldiler, biri başım ucunda biri de ayaklarımın ucunda oturdu. Başımda oturan ayaklarımın ucunda oturana dedi ki, "Bu zatın hastalığı ne?" Öteki, "Bu zata sihir yapılmış" dedi, beriki "Kim yapmış?" deyince, öteki "Lebid b. Asam" dedi, beriki "Ne ile yapmış?" diye sorunca, "Tarak, kıl ve hurma kabuğu" diye cevap verdi, beriki "onlar nerede?", öteki, "Ziervan kuyusunda" dedi. (Buhari-Müslim)

Bunun üzerine, Efendimiz (s.a.v.), Hz. Ali, Zübeyr, Talha ve Ammar (r.a.) hazeratını kuyuya gönderir. Onlar kuyunun suyunu çekerler, dibinden taşı kaldırır ve altından bir ipliği onbir düğümle düğümlenmiş olduğu halde bulur ve alırlar. Rasulullah'a (s.a.v.)'e getirirler.

Allah Teâlâ Muavvezeteyn Sûrelerini indirir. Bu iki sûrede onbir ayet vardır, her bir düğüm çözülür. Onbirinci düğüm çözülünce Rasulullah'ın hastalığı tamamen iyileşir ve eski sıhhatine kavuşur.

5- Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu; "Kuş uçmasını uğura ve uğursuzluğa yoranlar, gaybı bildiğini iddia edenler, kahine gidenler, sihir yapanlar veya sihre başvuranlar, yanut kahine gidip sözünü tasdik edenler Muhammed'e (s.a.v.) indirileni (Kur'an-ı) inkâr etmiş olur." (Bezzaz)

6- Ebu Hureyre (r.a.) rivayet ediyor; Allah (c.c.)'un Rasulü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur ki: "Helak edici yedi şeyden sakının: Allah'a şirk koşmak, sihir yapmak, Allah'ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmek, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, zinadan habersiz namuslu Müslüman kadınlara iftira etmek" (Buhari)

Bu hadiste delildir ki sihir hakikattir, hurafe değil.

-Alimlerin Sözlerinden Deliller
Hz. Ali (r.a.) "Her kâhin sihirbaz demektir. Sihirbaz ise kâfirdir." buyurmaktadır.

Ehli sünnet alimleri sihrin hakikat ve varlığı hakkında ittifak etmişlerdir.

Mutezile, sihrin hayal olup hakikat olmadığı görüşündedir. Delilleri ise;

"Musa (aleyhisselam) "Hayır, siz atın!" dedi. Bir de ne görsün, onların ipleri ve sopaları yaptıkları büyülerden, kendilerine gerçekten koşuyorlarmış gibi görünüyor."

Bu delil olmaz çünkü; bizde bu sihri kabul ediyoruz ve sihrin çeşitlerinden biridir diyoruz. Allah (c.c.) Kur'an-ı Mecid'in de fir'avn'un sahirleri hakkında kıssa ederek (Büyük bir sihirle geldiler.) buyurmaktadır.

Sure-i Felak ulemanın ittifakı ile Rasulullah'a yapılan sihir hakkında nazil olmuştur.

Efendimiz (s.a.v.) "Allah (c.c.) bana şifa verdi" buyuruyor. Şifa ancak hastalığın kalkması ile olur. Bu da hakikattir, hayal değil.

Sahabeden ve tabiinden sihirin varlığını ve hakikatini inkâr eden olmamıştır.

Allah (c.c.) mealen "Biz sadece imtihan ediyoruz, sakın küfre düşme demedikçe kimseye birşey öğretmezlerdi"

"Koca ile karısının arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı." buyurarak sihrin gerçekten varolduğunu ortaya koymaktadır.

Hadisi şerifte efendimiz (s.a.v.)'e sihir yapıldığı ve kuyuya gömüldüğü sabittir.

Hakikat olmayan şey nasıl öğretilir, defn edilir, insanın ölümüne ve hasta olmasına sebep olur?
 
#3
PEYGAMBERİMİZE SİHİR YAPILDI MI?
Lebid b. Asam adında Beni Zurayk yahudilerinden biri, Rasulullah'a sihir yaptı. O kadar ki, Rasulullah (s.a.v.) hiç yapmadığı bir şeyi yapmış gibi görünüyordu. Hatta bir gün veya bir gece Rasulullah (s.a.v.) dua etti, tekrar tekrar dua etti ve sonra şöyle dedi; "Ey Aişe! Gördün mü ki, Allah bana istediğimi verdi, iki adam geldiler, biri başım ucunda biri de ayaklarımın ucuna oturdu. Başımda oturan ayaklarımın ucunda oturana dedi ki, "bu zatın hastalığı ne?" Öteki, "Bu zata sihir yapılmış" beriki "kim yapmış?" öteki "Lebid b. Asam." Beriki, "ne ile yapılmış" öteki, Tarak, kıl ve hurma kabuğu ile." Beriki, "onlar nerede?" Öteki, "Ziervan kuyusunda" buyurmuştur. (Buhari-Müslim)

Sonra, Efendimiz (s.a.v.), Hz. Ali, Zübeyr, Talha ve Ammar (r.a.) hazeratını kuyuya gönderir. Onlar kuyunun suyunu çekerler, dibinden taşı kaldırır ve altından bir ipliği onbir düğümle düğümlenmiş olduğu halde bulur ve alırlar. Rasulullah'a getirirler. Allah Teâlâ muavvezetyn sûrelerini indirir. Bu iki sûrede onbir ayet vardır, her bir düğüm çözülür. Onbirinci düğüm çözülünce Rasulullah 'm hastalığı tamamen iyileşir ve eski sıhhatine kavuşur.

Ashab-ı Kiram o Yahudi habisi öldürmek için Rasulullah'dan izin isterlerse de Rasulullah izin vermemiştir. Çünkü nefsi için kimseye kızmamıştır ve intikam almak da istemez.

İbn Kesir buyuruyor ki; Cebrail (a.s.) geldi, "Ya Rasulallah bir şikayetin var mı?" dedi. Efendimiz (s.a.v.), "Evet" dedi. O zaman Cebrail (a.s.) "Seni Allah'ın ismi ile okuyorum. Allah sana eziyet veren her şeyden göz ve hasetten sana şifa versin" diye efendimizi okudu. (Sahih-i Müslim Şerhi Imam-i Nevevi)

Ulemanın ekserisi "Efendimiz (s.a.v.) hanımlarının yanına geldiğinde kendinde kuvvet bulamıyordu, bağlı idi" buyuruyorlar. Rasulullah (s.a.v.)'ın sihirden tesirlenmesi nübüvvetine zarar getirmez ve Rasulullah (s.a.v.) için bir noksanlık değildir. Çünkü kendisi beşerdir. Nefret icab etmeyen rahatsızlıklar hariç diğer enbiyanın da rahatsız olduğu gibi Peygamberimiz de müteessir olmuş, rahatsızlanmıştır. Rasulullah (s.a.v.)'a yapılan sihir bedenine tesir etmiştir. Ruhuna ve aklına tesir etmemiştir. Efendimiz kendine yapılan sihir sebebiyle bağlanmış, hanımlarının yanma gidiyor, fakat beraber olamıyordu. Bu da sihrin en şiddetlilerindendir.