Ezan oldum dinmedim, bayrak oldum inmedim, şehit oldum ölmedim. Adım Müslüman soyadım Türk benim...
Neler yeni
ULVİ HOCAM NURKUL HOCAM 1825 GÜN 5 YIL OLDU LÜTFEN GELİN SİZİ ÇOK ÖZLEDİK.

Seyit Onbaşı'yı Çanakkale Destanından Silmek İstiyorlar!!

#1





Ulubatlı Hasan, Sütçü İmam ve şimdi de Seyit Onbaşı… İman destanları ve kahramanlıklarıyla dünya ve Türk tarihine geçen İslam kahramanları, yapılan dezenformasyonla bilinçli olarak tarumar ediliyor. Batılı Haçlı emperyalizmine karşı verilen Milli Mücadele’nin en önemli kahramanlarından biri olan Seyit Onbaşı, Çanakkale Destanı’ndan çıkarılarak yok sayılıyor. Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Park Müdürlüğü’nce Seyit Onbaşı’nın kahramanlığını anlatan olayın, rehber kitaplarından çıkarılmasına tepkiler sürüyor

Ahmet Yavuz
Geçtiğimiz günlerde, Mersin’in Erdemli ilçesinde bulunan yeni böcek türüne “Epuraea Sütçüimamun Avgın” isminin verilmesinden, ancak gelen tepkiler üzerine geri adım atılmasından sonra, şimdi de, Türk tarihindeki sarsılmaz iman ve vatan aşkının en büyük sembollerden olan Seyit Onbaşı olayının anlatılmasından rahatsız olunması büyük tepki çekti. Geçtiğimiz günlerde, Gelibolu Tarihi Milli Park Müdürlüğü’nün düzenlediği seminerde konuşan Emekli Deniz Albay M. Haluk Çağlar, Çanakkale Boğazı’ndan geçmekte olan Müttefik devletlere ait Ocean’ın, Seyit Onbaşı’nın topun ağzına verdiği 276 kiloluk mermiyle değil, nereden geldiği belli olmayan bir mermi tarafından batırıldığını söylemişti. Bu ifadeyle kalınmayarak, Çanakkale’yi ziyarete gelenlere Seyit Onbaşı’nın iman ve vatan aşkını büyük bir coşkuyla anlatan rehberlere dağıtılan kitaplardan artık olay çıkarıldı. Hatırlanacağı üzere daha önce de sözde bir tarihçi, Sultan Fatih’e gücü yetmeyince “Ulubatlı Hasan diye gerçek bir şahıs, tarihte yaşamadı” tartışmasıyla gündemi meşgul etmesinden sonra sıranın Seyit Onbaşı’ya gelmiş olması gerçek tarihçilerin de tepkisini çekiyor.
Nereden geldiği belli olmayan mermi!

Geçtiğimiz günlerde, Mersin’in Erdemli ilçesinde bulunan yeni böcek türüne “Epuraea Sütçüimamun Avgın” isminin verilmesinden, ancak gelen tepkiler üzerine geri adım atılmasından sonra, şimdi de, Türk tarihindeki sarsılmaz iman ve vatan aşkının en büyük sembollerinden olan Seyit Onbaşı olayının anlatılmasından rahatsız olunması gündemde. Bu olayın ardından Gelibolu Tarihi Milli Park Müdürlüğü’nün düzenlediği seminerde konuşan Emekli Deniz Albay M. Haluk Çağlar, Çanakkale Boğazı’ndan geçmekte olan müttefik devletlere ait Ocean’ın, Seyit Onbaşı’nın topun ağzına verdiği 276 kiloluk mermiyle değil, nereden geldiği belli olmayan bir mermi tarafından batırıldığını söylemişti.
Tarihçi Şama: Rambo heykeli mi dikecekler

İddialara tepki gösteren Tarihçi Ekrem Şama ise, Çanakkale’ye ve Gelibolu’ya olan devletin bazı kurumlarının içindeki zihniyetin tavrının geçmişe dayandığını belirterek, “Bu devletin, resmi kurumların, özellikle Kültür ve Orman Bakanlığı’nın adeta Çanakkaleyi yok sayalım, Gelibolu’yu milletin hafızasından silelim diye bi zihniyeti var. Hatta geçmişte, ziyaretleri kaldıralım, gelenlerin kıyafetlerini kontrol edelim diye bir girişimde bulundular. Şimdi Seyit Onbaşı’yı yok saymak suretiyle, birilerinin sözleriyle O’na bu haksızlığı reva görüyorlar. Halbuki eski literatürün tamamında 276 kiloluk mermiyi kaldırdığı sabittir. Gelibolu ile ilgili arşivlere baksalar, bu tarihi olayın defalarca Kültür ve Orman Bakanlığı kayıtlarına girdiğine göreceklerdir” dedi. Kendisinin Seyit Onbaşı’nın köyüne gittiğini, kızı Ayşe Hanım’la görüşüp, babasının hatıralarını kızından ve bütün köylülerden dinlediğini ve resimleri gördüğünü söyleyen Tarihçi Ekrem Şama, “Hatta bundan 7 yıl önce Seyit Çavuş’un köyüne gittim. Seyit Çavuş’un kızı Ayşe Hanım, 1936 yılında Mustafa Kemal, Montrö Anlaşmasını müteakip, Gelibolu yarımadasında savaş yerlerini gezmek için geldiğini, etrafına Seyit Onbaşıyı anlattığını, Balıkesir Valisi’ne, bu kahramanın kollanması gerektiğini söylediğini bana anlattı” diye konuştu. Şama, Tarsus Mayın Gemisi’nin Batık Gemi’yi çıkarıp onardıktan sonra orada görevli Ahmet Bey’in, Kırıkkale Silah Fabrikası yetkililerine gidip, Seyit Onbaşı’nın kaldırdığı 276 kiloluk merminin orijinali ile ilgili bilgi aldığını ve sonra da Tarsus’taki parka da koyduğunu bildirdi. “Bu zihniyete göre Seyit Onbaşı da, Yahya Çavuş da, 27. Alay da yoktu. Bu millet Gelibolu Yarımadası’na gitmesin isteniyor” diyen Ekrem Şama, “Sırada acaba Yahya Çavuş anıtı mı var, 27. Alay mı var. Gençliğimize idol diye Rambo’nun heykelini bari getirip diksinler” diyerek Çanakkale ruhuna karşı yapılanlara sert tepki gösterdi.
Rehberler, Çanakkale’de ne anlatacak?

Türk tarihindeki iman kahramanlarına yönelik geçmişi uzun yıllara dayanan “rahatsız olma, yok sayma, mümkünse gerçek kahramanları tarihten silip, sahte kahramanlar üretme” çabalarına karşı tarihçiler tepki gösterirken, Çanakkale’yi gezdiren rehberler de olaydan rahatsızlıklarını dile getiriyor. Çanakkale’ye gelen her ziyaretçinin mutlaka Eceabat’taki Mecidiye Tabyası ve Seyit Onbaşı heykelini görmek istediklerini belirtiyor. “Seyit Onbaşı’nın iman dolu kahramanlığını anlatmadan” Çanakkale’de görev yapmalarının imkansızlığına vurgu yapıyorlar.
Seyit Onbaşı: Merdivenleri ilk defa nasıl çıktığımı hatırlamıyorum

İddialar bu minvalde giderken, Seyit Onbaşı’nın 1936 yılında Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Gıyas Tekin Bey’e, 276 kiloluk top mermisini nasıl kaldırdığını bizzat anlattığı ortaya çıktı: Halen kupürü saklanan haberde Seyit Onbaşı yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Kilitbahir Mecidiyesi’ndeki uzun 24′lüklerin üçüncü topunda idim. Bir kere mermiyi kucaklayacak oldum, yağlı olduğundan elimden kaydı.
Elimi biraz topraklayarak bir dizimi yere koydum ve mermiyi sırtladım. Merdivenleri ilk defa nasıl çıktığımı hatırlamıyorum. Gene aşağıya atlayarak 2., 3., 4. mermileri sıra ile taşımaya başladım. Aslan topumuz gürlemeye başlamıştı. 4. mermiyi attıktan biraz sonra idi, Gonca Suyu tarassut mevkisi, iki mermimizin isabetini bildirmişti. Bu haberi de duyduktan sonra bana gülleler, ufak bir saman çuvalı kadar yenik (hafif) geliyordu. Sanki denizin üzeri yanıyordu. Sağda solda iki gemi, kara dumanlar ve kızıl alevler içinde yana yana batıyordu.”
ALINTI
 

ulvi

Sayfa Yönetici
Yönetici
Yönetici
Ulvi Hocalar
#2
Seyyid Onbaşı benim, adımı unutturmaya çalışanı hafızalardan silerim evlatları bile hatırlamaz kendisini. Buyursun silebilen varsa silsinde göreyim.
 
#3
Kelime-i Tevhid den İki cihan güneşi Efendimiz SAV. in adını silmeye kalkan bu alçaklar... ( alçak demekte yanlış, alçağın bile yerden biraz yüksek olduğunu düşünürsek) bu aşağılıklar sürüsünün bu tarz nafile çabaları beni hiç şaşırtmıyor. yaptıkları başlarına yıkılana kadar Ehli Sünnet itikatına sımsıkı sarılmak boynumuzun borcu. Rabbim Ehli Sünnet'e hizmet edenlerin yar ve yardımcısı olsun İnşaAllah...