Ezan oldum dinmedim, bayrak oldum inmedim, şehit oldum ölmedim. Adım Müslüman soyadım Türk benim...
Neler yeni
ULVİ HOCAM NURKUL HOCAM 1825 GÜN 5 YIL OLDU LÜTFEN GELİN SİZİ ÇOK ÖZLEDİK.

Selam...

#1
Peygamberimizin Medinelilere ilk tavsiyeleri:

- Ey insanlar! Selamı selamlaşmayı yayınız.

- Yemek yediriniz.

- Akrabalık haklarını gözetiniz

- Halk uyurken siz namaz kılınız! Selametle cennete giriniz! idi.

Peygamberimiz:

“Varlığım kudret elinde bulunan Allah’a yemin ederim ki, siz iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de gerektiği gibi iman etmiş olmazsınız! Ben sizi yaptığınız takdirde sevişebileceğiniz bir şeye kılavuzlayayım mı?” demiş. “Evet, yâ Rasulullah! Kılavuzla” dedikleri zaman: “Selamı aranızda yayınız” buyurmuşlardır. (Buhârî, Müslim)

YERYüZüNDE iLK SELAMLAşMA

“Yüce Allah Hz. Âdemi yaratınca ona, “haydi meleklerden şurada oturanların yanlarına git de onlara selam ver ve senin selamını nasıl aldıklarını işit. çünkü bu, hem senin hem de senden sonra gelecek zürriyetin için selamlaşma örneği olacaktır” dedi. Bunun üzerine hazreti Âdem meleklere “esselamü aleykum = Selam olsun sizlere kazadan beladan selametle kalasınız!” diye selam verdi.

Onlar da “esselamu aleyke ve rahmetullah: Allahın selam ve rahmeti sana da olsun!” diyerek selamlarına “ve rahmetullah”ı katarak karşılık verdiler.” (Buhârî)

EN FAZiLETLi SELAM

Peygamberimiz, otururken bir zat gelip “esselamü aleykum” diyerek selam verdi. Peygamberimiz selamını alınca oturdu. Peygamberimiz onun hakkında: “On hasene ve sevap kazandı” dedi.

Başka bir zat geldi, “esselamü aleykum ve rahmetullah” diyerek selam verdi. Peygamberimiz selamını alınca o da oturdu.

Peygamberimiz onun hakkında, “yirmi hasene ve sevap kazandı” dedi.

Daha sonra başka bir zat geldi, “esselamü aleykum ve rahmetullahi ve berekatüh” diyerek selam verdi. Peygamberimiz onun da selamını aldı. Adam oturunca Peygamberimiz onun hakkında da “otuz hasene ve sevap kazandı” dedi.

Adamcağız, selam vermeden kalkıp gidince, Peygamberimiz:

“Arkadaşınız ne diye acele etti. Ne diye unuttu? Herhangi biriniz bir meclise girince selam versin. Oturması için kendisine yer açılırsa otursun. Kalkıp gideceği zaman da selam versin” dedi. (M. A. Köksal “Medine Devri c. 2)

EVE GiRENLERiN SELAMI

Rasulullah sallallahu aleyhi ve selem bana: “Yavrucuğum! “Kendi ailenin yanına girdiğinde onlara selam ver ki sana ve ev halkına bereket olsun” buyurdu. (Tirmizî)

Ayet-i kerimede de:

“Evlere girdiğiniz zaman, Allah tarafından mübarek ve güzel bir hayat temennisi olarak kendinize (ve orada bulunanlara) selam veriniz!” (Nur 61) buyrulmaktadır.

Hatta bu ayete göre evde kimse olmasa bile eve giren şahsın kendi kendine selam vermesi gerekmektedir. Böyle bir durumda verilecek selam da, “esselamu aleyna ve ala ibadillahissalihin” şeklinde olacaktır.

çocuklara da selam verilmelidir. Peygamber Efendimizin çocuklara selam verdiği ve bunu ihmal etmediği sahabeden gelen rivayetler arasındadır. Mesela çok küçük yaşlardan itibaren uzun bir süre Efendimizin hizmetinde bulunan Enes radıyallahu anh, çocuklara rastladığı zaman onlara selam verir ve “Rasulullah böyle yapardı” derdi. (Buhârî)

KADINLARA SELAM

Yabancı ve genç kadınlara selam verilmez. çünkü onlarla konuşmakta şeytanın vesvesesiyle ya da gözlerin hain bakışı sebebiyle fitne olma korkusu vardır. Zira Allah Teâlâ ayet-i celilede şöyle buyuruyor:

“Allah gözlerin hain bakışını bilir.” (Mümin 19)

Nikâh düşmeyen mahremlerine ve yaşlı kadınlara selam vermek güzel bir davranıştır. Zamanımızda kadın ve erkeklerin aynı dairede veya bir odada kaldıkları bir vakıadır. Beraberlikleri esnasında zaten konuşuyorlar. Böyle olunca, yanlış anlaşılma veya herhangi bir fitne korkusu olmadığında kadının erkeğe erkeğin kadına selam vermesi mümkündür. Nitekim Peygamber Efendimiz mescitte oturmakta olan bir grup kadını selamlamış. (Tirmizî) Ayrıca amcasının kızı ümmühani de Rasulullah’a selam vermiştir. (Müslim)

MEZARLIKTA SELAM

Mezarlıklara varınca yanından geçerken şöyle selam vermelidir.
“Allah’ın selamı sizin üzerinize olsun. Ey burada yatan mümin ve müslümanlar! Allah önce giden sizlere ve sonraya kalan bizlere rahmet eylesin. Siz bizim selefimizsiniz, biz ise sizin tabiileriniz. Biz de inşallah sizin yanınıza geleceğiz. Allah’tan bize de size de afiyet dileriz.”

Bir hadiste şöyle buyrulmaktadır:

“Dünyada iken tanıdığı birinin mezarının yanından geçen hiç kimse yoktur ki ona selam versin de mezardaki onu tanıyarak selamını almasın.”

imam Suyuti şöyle der: “Hadis-i şerifler ve eserler delalet etmektedir ki bir kimse mezarlık ziyaretine geldiğinde ziyaret edilen onu görür, bilir, dediklerini duyar ve selamını alır. Bu hüküm hem şehitler ve hem de diğerleri için geçerlidir. Ayrıca bunda bir zamanlama da yoktur, en sahih görüş de budur. çünkü Rasulullah aleyhisselam ümmetine kabirdekilere duyup anlayan birine hitab edercesine selam vermeyi emretmiştir.”
Erbab-ı hakikat şöyle der: “Ruhun bedenle bağlantısı vardır. öyle ki kendisi refik-i âlada karargâh-ı illiyyinde olduğu halde, kabrinde dua edip kendisine selam verenin selamını alır. Bu iki durum arasında zıtlık yoktur. çünkü ruhların durumu bedenlerden farklıdır. Yanlışlık, görünmeyeni gözle görülen ile kıyas etmekten kaynaklanmaktadır. Bu yüzden ruhun cesetler gibi, bir yeri işgal ettiğinde başka bir yerde olmayacağı zannedilir. Bazıları ruhu güneşe benzetmişlerdir. Güneş gökte, ışınları ise yerdedir. Nitekim Muhammedî ruh kabirden hiç ayrılmadığı halde âla-yı illiyinde olduğu kesin olmasına rağmen devamlı olarak kabrinde kendisine salat ve selam getirenlerin selamını alır.

Nitekim Hazreti Peygamber aleyhisselam şöyle buyurmuştur:

“Hiçbir müslüman yoktur ki bana selam versin de Allah bana ruhumu iade edip onun salât ve selamını almayayım.” (Ruhu’l-Beyan. 4/169)

Peygamberimize salât ve selam okurken bu şuur ile selamlamak ne güzeldir. Peygamberimize mahlûkatın nefes sayısınca selam olsun. Gökten yağan yağmur tanelerince selam olsun. Mahlûkatın en şereflisi âlemlerin efendisine binlerce selam olsun.
Müslümanlar arasında selam vermek bir sünnettir, bir dostluk, bir hayırhahlık alametidir. Selam almak da bir farzdır.

Velhasıl selam verip almak bir dostluk nişanesidir. Muhabbete vesiledir. Fakat selam verirken rükû edercesine eğilmek mekruhtur. Selamı iade etmekten hakikaten veya hükmen aciz olan kimseye selam vermek mekruhtur. Binaenaleyh yemek yiyen, Kur’an okuyan, hutbe dinleyen veya namaz kılan bir kimseye selam verilmemelidir. Verilirse iade edilmesi her halde lazım gelmez. Fıskını ilan etmekten çekinmeyen kimselere de selam vermek mekruhtur. Tanınan ve tanınmayan bütün müslüman erkeklere selam verilir. Tavla, satranç ve benzeri oyun oynayanlara şarkı söyleyenlere, def-i hacet edenlere, kuş uçuranlara, umuma ait hamamda çıplak olanlara selam verilmez. Günahla meşgul olan kimseye selam verilmez. ilim öğrenirken ezan ve ikamet esnasında verilen selamlar alınmaz.

Allah’ım ümmeti Muhammedi Kur’an’a mahkûm et. Âmin