Ezan oldum dinmedim, bayrak oldum inmedim, şehit oldum ölmedim. Adım Müslüman soyadım Türk benim...
Neler yeni
ULVİ HOCAM NURKUL HOCAM 1700 GÜN 4 YIL OLDU LÜTFEN GELİN SİZİ ÇOK ÖZLEDİK.

Şehitlik Hakkında Âyet ve Hadisler

#1
Şehadet ve Şehitlerle İlgili Bazı Ayetlerin Mealleri
1. “Eger Allah yolunda öldürülürseniz veya ölürseniz, Allah’in size lütfedecegi magfiret ve rahmet onlarin biriktirdiklerinden daha hayirlidir. Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de muhakkak ki Allah’ın huzurunda toplanacaksınız.” (Ali Imran, 3/157-158)

2. “Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanmayin. Aksine onlar diri olup Rableri katinda riziklandirilmaktadirlar. Allah’in lütfundan kendilerine vermis olduklariyla sevinç içindedirler ve arkalarindan henüz onlara kavusmamis olanlari, kendilerine bir korku olmayacagi ve üzülmeyecekleri üzere müjdelerler.” (Ali Imran, 3/169-170)

3. “… Süphesiz hicret edenlerin, yurtlarindan çikarilanlarin, benim yolumda kendilerine eziyet edilenlerin, çarpışanlarin ve öldürülenlerin kötülüklerini örtecek ve kendilerini altindan irmaklar akan cennetlere sokacagim. Bu Allah katindan bir karşılıktır. Karşılığın en güzel olani Allah katindadir.” (Ali Imran, 3/195)

4. “Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyin. Aksine onlar diridirler ancak siz fark edemiyorsunuz.” (Bakara, 2/154)

5. “O halde, dünya hayatını ahiret hayati karşılığında satanlar, Allah yolunda çarpışsınlar. Kim Allah yolunda çarpışır sonra öldürülür veya üstün gelirse ona büyük bir ecir verecegiz.” (Nisa, 4/74)

6. “Allah, Allah yolunda çarpişip öldüren ve öldürülen mü’minlerden, karsiligi cennet olmak üzere, mallarini ve canlarini satin almistir. Bu O’nun üzerine, Tevrat, Incil ve Kur’an’da vadedilmis olan bir haktir. Allah’tan daha çok ahdine vefa gösterebilen kim vardir? Şu halde yapmiş oldugunuz bu alişverişinizden dolayi sevinin. Iste büyük kurtulus budur.” (Tevbe, 9/111)

7. “Allah yolunda hicret edip sonra öldürülen veya ölenlere gelince; Allah onlari muhakkak güzel bir rizikla riziklandiracaktir. Süphesiz Allah rizik verenlerin en hayirlisidir.” (Hacc, 22/58)

8. “İnkâr edenlerle (savasta) karsı karsıya geldiginizde hemen boyunlarını vurun. Sonunda onlari yenik düsürüp üstünlük sagladıgınızda (esirleri) sıkı baglara baglayın. Artık bundan sonra ya lütufta bulunup serbest birakın veya fidye karsılıgı salıverin. Savaş agirliklarini birakincaya kadar (böyle sürdürün). Iste böyle. Allah dileseydi onlardan öç alirdi. Ancak sizi birbirinizle imtihan etmek için (böyle emrediyor). Allah yolunda öldürülenlerin ise (Allah) amellerini boşa çıkarmayacak.” (Muhammed, 47/4)

Şehadet ve Şehitlerle İlgili Bazı Hadislerin Manaları:
1. Resulullah (s.a.s.) mealen söyle buyurmaktadir: “Allahu Teala, yolunda cihad için çikan kimseye kefildir. Kim sadece benim yolumda cihad etmek ve bana iman ettigi ve peygamberlerimi tasdik ettigi için evinden ayrilirsa, bu kimse onu cennete koyacagimi veya elde edecegi mükafatiyla evine çevirecegimi garanti etmis olur.”

2. “Muhammed’in nefsi kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, Allah yolunda alinan herhangi bir yara kiyamet gününde ayni sekilde görülecek. Rengi kan renginde ve kokusu misk kokusunda olacaktir.” (Buhari, Müslim)

3. “Muhammed’in nefsi kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, eger Müslümanlar için zorluga sebep olmasaydim, Allah yolunda cihad eden hiçbir müfrezeden geri kalmazdim.” (Buhari, Müslim)

4. “Muhammed’in nefsi kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, isterdim ki Allah yolunda cihad edip öldürüleyim, sonra yine cihad edip öldürüleyim, sonra yine cihad edip öldürüleyim.” (Buhari, Müslim)

5. “Sehit öldürüldügünde, sizden birinin pirenin isirmasindan duydugu rahatsizlik kadar rahatsizlik duyar.” (Tirmizi, Nesai ve Darimi rivayet etmistir.)

6. Sehl ibnu Hanif (r.a.)’den Resulullah (s.a.s.)’in söyle dedigi rivayet edilir: “Allah Teala’dan samimiyetle sehadeti talep eden kimse yataginda ölse de Allah onu sehitler makamina ulastiracak.” (Ebu Davud, Müslim, Tirmizi, Nesai ve Ibnu Mace)

Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki:

“Cennete giren hiç kimse dünyaya geri dönmek istemez, yeryüzünde olan her şey orada vardır. Ancak şehid böyle değil. O, mazhar olduğu ikramlar sebebiyle yeryüzüne dönüp on kere şehit olmayı temenni eder. ”

Bir rivayette şu ziyade mevcut: “.. Şehid hariç, o, şehidlik sebebiyle mazhar olduğu üstünlükler ve kerametler sebebiyle. . . (dönmek ister). “
Kaynak :
Buhari, Cihad 5, 21; Müslim,İmaret 108, 109, (1877); Tirmizi, Fedailu’l-Cihad 13, (1643); Nesai, Cihad 30, 6, 32).

***************************************************

Ebu Malik el-Eş’ari (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdu ki:

“Kim Allah yolunda evinden ayrılır, sonra da öldürülür, yahut atı veya devesi (yere atıp) boynunu kırar veya bir zehirli sokar veya yatağında ölür ise, Allah’ın dilediği hangi musibetle ölmüş olursa olsun şehit olarak ölür.”
Kaynak :
Ebu Davud, Cihad 15, (2499).

***************************************************

Hz. Ebu Bekr radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:

“Ümmetimden birkısım insanlar Dicle denen bir nehir yanında. Basra denen geniş bir düzlüğe inerler. Nehrin üzerinde bir koprü vardır. Oranın halkı (kısa zamanda) çoğalır ve muhacirlerin (müslümanların) beldelerinden biri olur. Ahir zamanda geniş yüzlü, küçük gözlü olan Beni Kantûra gelip nehir kenarına inerler. Bundan böyle (Basra) halkı üç fırkaya ayrılır:

-Bir fırka sığır ve kır develerinin peşlerine takılıp (kır ve ziraat hayatına dönerler, bunlar) helak olurlar.

-Bir fırka nefislerini(n kurtuluşunu esas) alırlar (ve Beni Kantûra ile sulh yolunu) tutarlar. Böylece bunlar küfre düşerler.

-Bir fırka da çocuklarını geride bırakıp onlarla savaşırlar. İşte bunlar şehit olurlar.”
Kaynak : Ebu Davud, Melahim 10, (4306).

**************************************************

Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki:

“Bir kimse evine veya yatağına gir’ince hemen bir melek ve bir şeytan alelacele gelirler. Melek:

“Hayırla aç!” der. Şeytan da:

“Şerle aç!” der.

Adam, şayet (o sırada) Allah’ı zikrederse melek Şeytanı kovar ve onu korumaya başlar. Adam uykusundan uyanınca, melek ve şeytan aynı şeyi yine söylerler. Adam, şayet: “Nefsimi, ölümden sonra bana geri iade eden ve uykusunda öldürmeyen Allah hamdolsun. İzniyle yedi semayı arzın üzerine düşmekten alıkoyan Allah’a hamd olsun” dese bu kimse yatağından düşüp ölse şehit olur, kalkıp namaz kılsa faziletler içinde namaz kılmış olur.”
Kaynak : Rezin ilavesidir.

ŞEHİDİN, KUL HAKKI DIŞINDAKİ BÜTÜN GÜNAHLARI AFFOLUNUR!

Ebû Katâde -radıyallâhu anh-’tan rivâyet edildiğine göre, bir gün Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ashâb arasında ayağa kalktı ve:

“Allâh’a îman etmek ve Allah yolunda cihat, amellerin en fazîletlisidir.” diye hatırlattı. Bunun üzerine bir adam kalkıp:

“–Ya Rasûlallah! Şayet Allah yolunda öldürülürsem, bu benim günahlarıma keffâret olur mu?” diye sordu.

Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ona:

“–Evet, şayet sen sabrederek, ecrini sadece Allah’tan bekleyerek, cepheden kaçmaksızın düşmana karşı koyup Allah yolunda öldürülürsen, günahlarına keffâret olur. Ancak borçların bunun dışındadır. Bunu bana Cibril söyledi.”buyurdu. (Müslim, İmâre, 117; Tirmizî, Cihâd, 33/1712)

Diğer bir rivâyette de:

“Şehidin, kul hakkı dışındaki bütün günahlarını Allah affeder.” buyrulmuştur. (Müslim, İmâre, 119)

****

Yine Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bir gün ashâbına şöyle buyurdu:

“Bu gece rüyamda iki adam gördüm. Yanıma gelip beni bir ağaca çıkardılar, sonra da bir eve götürdüler. O ev, şimdiye kadar benzerini görmediğim güzellik ve kıymette idi. Sonra o iki kişi bana:

–Bu eşsiz ev, şehitlerin sarayıdır, dedi.”(Buhârî, Cihâd, 4; Cenâiz, 93)

***

Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- buyurdular:

“Sizden biriniz, karınca ısırmasından ne kadar acı duyarsa, şehit olan kimse de ölümden ancak o kadar acı duyar.” (Tirmizî, Fedâilü’l-cihâd, 26/1668; Nesâî, Cihâd, 35; İbn-i Mâce, Cihâd, 16)

ŞEHİDLİĞİ ARZU ETMEK

Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- buyurdular:

“Ümmetime ağır gelmeyecek olsaydı, hiçbir seriyyeden geri kalmaz, hepsine katılırdım. Allah yolunda şehit olmak, sonra diriltilip tekrar şehit olmak yine diriltilip tekrar şehit olmak isterdim.” (Buhârî, Îman, 26; Müslim, İmâre, 103, 107)

****

Raûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurdular:

“Allah Teâlâ’dan bütün kalbiyle şehitlik dileyen bir kimse, yatağında ölse bile, Allah ona şehitlik mertebesini ihsân eder.” (Müslim, İmâre, 157; Nesâî, Cihâd, 36)

****

Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- buyurdular:

“Şehitliği gönülden arzu eden bir kimse, şehit olmasa bile sevâbına nâil olur.” (Müslim, İmâre, 156)

****

Raûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurdular:

“Şehid olmayı Yüce Allah’tan samimi olarak dileyen kimseyi, Allah, rahat yatağında vefat etse bile, şehidlerin derecesine eriştirir.” (Müslim, İmâre, 156, 157; Ebû Davud, İstigfâr, 26; Neseî, Cihâd, 36; ibn Mâce, Cihâd, 15).

***

Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bir kısım insanları da şehit hükmünde kabul etmiştir. Nitekim bir defâsında ashâbına:

“–Siz kimleri şehit sayıyorsunuz?”diye sormuştu.

Sahâbîler:

“–Ya Rasûlallah! Kim Allah yolunda öldürülürse o şehittir!” dediler.

Peygamber Efendimiz:

“–Öyleyse ümmetimin şehitleri oldukça azdır.” buyurdu.

Ashâb-ı kirâm:

“–O hâlde kimler şehittir ya Rasûlallah!” dediler.

Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

“–Allah yolunda öldürülen şehittir; Allah yolunda ölen şehittir; bulaşıcı hastalıktan ölen şehittir; ishâlden ölen şehittir; boğularak ölen şehittir.” buyurdu. (Müslim, İmâre, 165; İbn-i Mâce, Cihâd, 17)

***

Uhud şehitleri zikredildiğinde Varlık Nûru Efendimiz, o mübârek şehitlerin fazîletini beyan sadedinde:

“Vallâhi ashâbımla birlikte Ben de şehit olup Uhud Dağı’nın dibinde gecelemeyi ne kadar isterdim!”buyurmuştur. (Ahmed, III, 375)

MÜSLÜMAN OLUR OLMAZ ŞEHİD OLAN SAHABE

Uhud savaşı sırasında Kuzman adlı bir Medîneli, savaşta yedi kişiyi öldürmüş, kendisi de ağır bir yara alarak ölmüştü. Buna rağmen Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

“–Kuzman cehennemliktir!”buyurdu.

Çünkü o, son nefesinde kendisine:

“−Şehitliğin mübârek olsun ey Kuzman!” diyen Katâde bin Nûmân’a:

“–Ben kabîlem için savaştım; şehitlik için değil!” demiş ve kılıcına abanarak intiharla canına kıymıştı. (Vâkıdî, I, 263)

Buna karşılık, kabîlesinin İslâm’a girmesine önce itiraz eden sonra da pişman olan Usayram, tepeden tırnağa silâhlanmış bir hâlde Nebî -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e geldi ve:

“–Ya Rasûlallah! Sizinle birlikte önce savaşa mı katılayım, yoksa müslüman mı olayım?”dedi.

Rasûl-i Ekrem Efendimiz:

“–Önce müslüman ol, sonra savaş!” buyurdu. Bunun üzerine Usayram müslüman oldu, sonra savaştı ve şehit oldu. Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Usayram için:

“–Az çalıştı, fakat çok kazandı!”buyurdu. (Buhârî, Cihâd, 13; Müslim, İmâre, 144)

CENNETE TOPALLAYARAK GİREN SAHABE

Ensâr’dan Selimeoğulları’nın reisi Amr bin Cemûh, topal bir kimse idi.

Kendisi ve dört oğlu Allah Rasûlü ile birlikte savaşlara katılırlardı. Rasûl-i Ekrem Efendimiz Uhud Gazvesi’ne çıkacağı sırada Amr da sefere katılmak istedi. Oğulları:

“–Sen cihat ile mükellef değilsin. Allah Teâlâ seni özür sâhibi kabul etti. Biz senin yerine gidiyoruz.” dediler.

Amr, oğullarına:

“–Siz Bedir günü benim cennete girmeme mânî oldunuz. Vallâhi ben bugün sağ kalsam dahî, muhakkak bir gün şehit olup cennete gireceğim!” dedi.

Sonra hanımına da:

“–Herkes şehit olup cennete giderken ben sizin yanınızda oturup duracak mıyım?” diyerek çıkıştı. Hemen kalkanını aldı ve:

“–Allâh’ım! Beni âileme geri çevirme!” diye duâ ettikten sonra Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in yanına gitti. O’na:

“–Oğullarım beni Medîne’de bırakmak istiyorlar. Beni, Sen’inle birlikte savaşa gitmekten alıkoyuyorlar. Vallâhi, ben şu topal hâlimle cennete ayakbasmayı arzuluyorum.” dedi.

Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

“–Allah Teâlâ seni mâzur görmüştür. Sana cihat farz değildir.” buyurdu.

Amr -radıyallâhu anh-:

“–Ya Rasûlallah! Sen benim Allah yolunda ölünceye kadar savaşarak şehit olup şu topal ayağımla cennette yürümemi uygun görmez misin?” dedi. Nebiyy-i zîşân Efendimiz:

“–Evet, uygun görürüm.” buyurdu. Amr’ın oğullarına da:

“–Artık babanızı savaşa katılmaktan menetmeyiniz. Umulur ki, Allah ona şehâdet nasip eder.” buyurdu.

Amr kıbleye döndü ve:

“Allâh’ım! Bana şehitlik nasip et! Beni mahrum ve mahzun olarak ev halkımın yanına döndürme!” diyerek duâ etti ve cihâda katıldı.

Uhud Harbi’ne iştirâk eden, şehâdet heyecânıyle dolu bu sahâbî, cihat esnâsında; “Vallâhi ben cenneti özlüyorum.” demiş, netîcede kendisini korumaya çalışan bir oğlu ile birlikte bu savaşta şehit düşmüştür. Daha sonra Sevgili Peygamberimiz onun hakkında:

“Varlığım kudret elinde bulunan Allâh’a yemin ederim ki, Amr’ın cennette topallayarak yürüdüğünü gördüm!”buyurmuştur. (Vâkıdî, I, 264-265; İbn-i Esîr, Üsdü’l-Gâbe, IV, 208)
 

Benzer konular