Ezan oldum dinmedim, bayrak oldum inmedim, şehit oldum ölmedim. Adım Müslüman soyadım Türk benim...
Neler yeni
ULVİ HOCAM NURKUL HOCAM 1825 GÜN 5 YIL OLDU LÜTFEN GELİN SİZİ ÇOK ÖZLEDİK.

said nursiye Reddiye (Ulvi Hocadan Alıntı)

#1
Bu hırıstiyanlar da neymiş ve bu dünyayı yönetiyorlar, artık Ahirete de el attılar orayı da kendilerine göre ayarladılar. Bakın İslam Dünyasını da kendilerine göre ayarladılar. Hırıstiyanlara laf atan olursa onun başını ezicek gerizekalı Müslüman takımı grupları var artık. hay bunların muhteşemleri batsın be. Bediiye bak be bediiye. Ülkeyi hırıstiyanların işgalı altından kurtardı diye Atatürk deccal oluyor, onun ayağı altında gezdiği muhteşem hırıstiyanları ise cennetlik oluyor ve buda bedii oluyor. Bu ne pehriz bu ne lahana turşusu çözemedik. Herhalde hırıstiyanlarıda Osmanlıyı yıktı, İslam ülkelerini işgal etti, Müslüman kadın ve kızlara tecavüz etti, Müslümanları dul ve yetim bıraktı diye cennetlik oluyordur. Adamın kafası ancak bu kadar çalışıyor Allah kimseyi zekası kıt Etmesin.

Cennet için ibadet etmeye gerek yok artık bedi yeni metot bulmuş ateislere karşıyım de, Müslüman canını yak oldun sen cennetlik tabiki hırıstiyansan. Ya sen 1400 senelik İslam Alimleri gibi ömrün boyunca ne uğraşacaksınki. Ha unutmadan iki kelamda Allah hoştur güzeldir de ikide Allah 'ı öv olsun bitsin, İşte sen bedisin, sen sahibul zamansın, sen müceddidsin, sen alimsin, sen evliyasın, sen gavsın sen herşeysin.

Allah cahillerin şerrinden herkesi emin Etsin


Ulvi Hoca / 2012

bahsi geçen risaledeki bölümler

Şiddet-i şefkat ve rikkatten, bu kışın şiddetli soğuğuyla beraber manevî ve şiddetli bir soğuk ve musibet-i beşeriyeden bîçarelere gelen felâketler, helâketler, sefaletler, açlıklar şiddetle rikkatime dokundu. Birden ihtar edildi ki: Böyle musibetlerde kâfir de olsa hakkında bir nevi merhamet ve mükâfat vardır ki, o musibet ona nisbeten çok ucuz düşer. Böyle musibet-i semaviye, masumlar hakkında bir nevi şehadet hükmüne geçiyor.

Üç-dört aydır ki, dünyanın vaziyetinden ve harbinden hiç bir haberim yokken Avrupa?da Rusya?daki çoluk çocuğa acıyarak tahattur ettim. O manevî ihtarın beyan ettiği taksimat, bu elîm şefkate bir merhem oldu.

Şöyle ki:
O musibet-i semaviyeden ve beşerin zalim kısmının cinayetinin neticesi olarak gelen felâketten vefat eden ve perişan olanlar eğer onbeş yaşına kadar olanlar ise, ne dinde olursa olsun şehid hükmündedir Müslümanlar gibi büyük mükâfat-ı maneviyeleri, o musibeti hiçe indirir.
Onbeşinden yukarı olanlar, eğer masum ve mazlum ise, mükâfatı büyüktür; belki onu Cehennem?den kurtarır.
Çünki âhirzamanda madem fetret derecesinde din ve din-i Muhammedî?ye (A.S.M.) bir lâkaydlık perdesi gelmiş ve madem âhirzamanda Hazret-i İsa?nın (A.S.) din-i hakikîsi hükmedecek, İslâmiyetle omuz omuza gelecek. Elbette şimdi, fetret gibi karanlıkta kalan ve Hazret-i İsa?ya (A.S.) mensub Hristiyanların mazlumları çektikleri felâketler, onlar hakkında bir nevi şehadet denilebilir. Hususan ihtiyarlar ve musibetzedeler, fakir ve zaîfler, müstebid büyük zalimlerin cebr ü şiddetleri altında musibet çekiyorlar. Elbette o musibet, onlar hakkında medeniyetin sefahetinden ve küfranından ve felsefenin dalaletinden ve küfründen gelen günahlara keffaret olmakla beraber, yüz derece onlara kârdır diye hakikattan haber aldım. Cenab-ı Erhamürrâhimîn?e hadsiz şükrettim. Ve o elîm elem-i şefkatten teselli buldum.
Eğer o felâketi gören zalimler ise ve beşerin perişaniyetini ihzar eden gaddarlar ve kendi menfaati için insan âlemine ateş veren hodgâm, alçak insî şeytanlar ise, tam müstehak ve tam adalet-i Rabbaniyedir.

Eğer o felâketi çekenler, mazlumların imdadına koşanlar ve istirahat-ı beşeriye için ve esasat-ı diniyeyi ve mukaddesat-ı semaviyeyi ve hukuk-u insaniyeyi muhafaza için mücadele edenler ise, elbette o fedakârlığın manevî ve uhrevî neticesi o kadar büyüktür ki; o musibeti onlar hakkında medar-ı şeref yapar, sevdirir.

Risalei Nur Kastamonu Lahikası