Ezan oldum dinmedim, bayrak oldum inmedim, şehit oldum ölmedim. Adım Müslüman soyadım Türk benim...
  • ULVİ HOCAM NURKUL HOCAM 2200 GÜN 6 YIL OLDU LÜTFEN GELİN SİZİ ÇOK ÖZLEDİK.. İlimyuvası Yönetim İletişim ilimyuvasi.com@gmail.com

Peygambere iman seni eder baş peygambere isyan eder seni taş

hanne

Uzman Çavuş
PEYGAMBERE İMAN SENİ EDER BAŞ PEYGAMBERE İSYAN EDER SENİ TAŞ Kırılmalar hayatımızın her alanında oluşmuş Yüce Allah’ın “ bağları koparanlar” diye kastettiği bu olacak ki yeniden kırılmaları tamir etmemiz için aklımızı kullanmamızı istiyor İşte bu günlerde yaşadığımız kırılmalardan sadece bir tanesini gündemimize taşımak istiyorum

Bazı kavramlar; gerek kendi nefsimizden kaynaklanan sebeplerden, gerekse bilinçli olarak oynanan tuzaklardan dolayı maalesef, ya değiştirildi, ya boşaltıldı, ya da yalanlandı İman, İslam, ahiret, halife, kitap, hicret, şehid gibi

Bunlar arasında sıralayabileceğimiz ve bu günlerde de çok gündeme getireceğimiz bir kavram daha var Risalet

Risalet, peygamberlik demektir Peygambere iman da, imanımızın içinde önemli bir şube

Bakara süresi /177 Ayet-i kerime de geçen sıralama çok önemli

Çünkü ilahi irade, hem örnek bir kul olma, hem de elçilik yapabilme potansiyelinden dolayı peygamberler üzerinden biz insanlığa ulaşmaktadır Yani peygambere tabi olmayan ilahi isteği bilemez Yani vahiyi alamaz Anlayamaz Bu nedenle peygambere itaat, Allah’a itaate götürür bizleri

NİSA SÜRESİ: 80 “Kim peygambere itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur Kim de yüz çevirirse, biz seni onlara bekçi olarak göndermedik”

O halde peygambere iman etmek asla devreden çıkarılamaz Ya da peygambere iman gelişi güzel düşünülemez Ya da “olsa iyi olur, takip etmesek de yine müslümanız” gibi varsayamayız

Peygamberin hem bildirdiği vahiy, hem de kendi ifade ve davranışları bizler için ölçüdür

NUR SÜRESİ: 54 “De ki: Allah'a itaat edin; Peygambere de itaat edin Eğer yüz çevirirseniz şunu bilin ki, Peygamberin sorumluluğu kendine yüklenen, sizin sorumluğunuz da size yüklenendir Eğer ona itaat ederseniz, doğru yolu bulmuş olursunuz Peygambere düşen, sadece açık açık duyurmaktır”

Peygamberlere itaat iki açıdan düşünülmelidir Onlar vahiyi iletenlerdir Yeryüzünün elçileridir Bu yüzden peygamberlere güvensizlik, vahye sadakatsizliği getirir Vahye tabilik bozulur

İkinci önemli nokta, peygamberler kesinlikle günahlardan korunmuşlardır Dolayısıyla nefsanî hiçbir şekilde söylemezler Bu nedenle söyledikleri her şey yani hadisler diye bildiklerimiz lafız olarak kendilerine aittir ama mana olarak yine Allah’ımıza aittir Bu nedenle onların ilettikleri her söze iman etmek, imanın kendisidir

O halde peygamberler iman, peygamberlere güven demektir Bunun göstergesi de itaat etmektir Örneğin, siz peygamberin karşısında oturmuşsunuz Size tavsiyelerde bulunuyor Siz orada onu tasdik eder, onaylar ve bundan sonra onun dediği gibi olacağınıza söz verir, daha sonraları topluma karıştığınızda “olsa da olur olmasa da olur” gibi mi düşünürsünüz? Ya da sözlerini duymazlıktan mı gelirsiniz? Ya da sözlerini değiştirir misiniz? “Ne olacak ki, ben nasılsa onaylamıştım” mı dersiniz? Ya da “yapsam nafiledir, yapmasam günahkâr olmam” diye mi düşünürsünüz?

İşte bu noktalarda, kendimizi yeniden gözden geçirmek zorundayız Peygamberin her sözü bizim için bir yol haritasıdır Trafik kazası geçirmeyelim diye bir hayati işarettir Her sözü, boğulan insana bir nefestir Her sözüne iman, her sözüne tabii olmayı gerektirir Algılamazsanız bile onun her sözünü kabul etmek, güvenin işaretidir

Bu günlerde binlerce salâvat gönderirken sadakatsizlik onu gücendirmez mi? Düşünmek gerekir

“Peygamberlere iman” etmeyi yuvarlak bir tanım kabul edip, toptan bir bakış açısıyla oldubittiye getirmeyelim Peygambere iman her sözünü pazarlık yapmadan, sıkıntı duymadan kabul etmektir

Peygamberler bizlerin başıdırlar Aynen kendi başlarımız gibi Nasıl ki başımızdan kalbimize emirler gelir, onlardan da bizlere emirler gelmektedirKalbinde imanı olanlar ise, o emirleri onaylarlar ve hayata getirirler Ama kalpleri kapalı olanlar, başlarından gelen o emirleri duymazlar Çünkü onların kalpleri başka yerlerde meşgul olmaktadırlar

Nasıl ki bir sorunumuz oldu, iki elimizin arasına başımızı koyup düşündüğümüz gibi her sorunumuz da esas başımız, başlar başı olan Resulümüze götürürüz Bakınız bu konuda Allah’ımız ne buyuruyor

NİSA SÜRESİ: 59 “ Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygambere de itaat edin ve sizden olan emir sahibine de itaat edin Eğer herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz; Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resulüne arz edin Bu, daha iyidir ve sonuç bakımından da daha güzeldir”

Gerek vahiy üzerinden gerekse Resulün dilinden olsun her halükarda Resullerimize başvuracağız Hatta ulu-l emirler de onun işaret ettikleridir O halde resule iman çok şeyi kapsıyor demektir Bildirdiği, ilettiği, yaşadığı ve işaret etiği her şeyi kastediyor Eğer bizler bu tüm alanların arasını ayırırsak yine tehlike alanına girmiş oluruz

Kendinizi Resulün huzuruna götürün Boykot mahallesinde, işkence günlerinde, miraç gecesinin ertesi gününde, hicret gecesinde, bedir sahasında bir birey olarak düşünün Acaba onun çağrılarına, emirlerine, işaret ettiklerine nasıl cevap verirdiniz Kendinizi o günlerde ve bu günlerde ne kadar tabii olabileceğinizi veya olabildiğinizi bir tartın Sözlerini kendi üzerinizde düşünün Her ayrıntısını kendi üzerinize alın Acaba ne kadar sadakat İşte o tespit ettiğiniz, sizin imanınızdır

Eğer tüm bu sözlü ve fiili çağrılara cevap verebileceğinize inanıyorsanız, siz müjdelenmeyi hak ediyor demeksiniz

NİSA SÜRESİ: 69 “ Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehidlerle, iyilerle birliktedir Bunlar ne güzel arkadaştır!”

Eğer bu onurlu tercihleri yapmıyorsanız, bilmek gerekir ki resulden yüz çevirmek, Yüce Allah’tan yüz çevirme anlamına gelir Bu da imanın kalbi terk etmesidir Çünkü artık vahiy ile bağlantı koptu demektir Model senin için yok demektir Yüce Allah artık seni kendi haline bırakır Nefsin, şeytanın ve hastalıkların ile baş başa

Bu yüzden bu günleri yuvarlak bir cevap olarak “peygambere tabii ki iman ediyorum” diye kendimizi kandırmayalım Gerçekten peygambere tabii miyiz?

Onlara itaat ediyor muyuz, onlara benziyor muyuz, sözleri bizler için ne kadar önemli? Onu anlamak ve tanımak için çırpınıyor muyuz?

Onlar ilahi elçiler Acaba bizler de elçilerin elçileri olabilir miyiz?

Tüm bu soruları düşünmek zorundayız Unutmamak gerekir ki peygamberler için beşer olarak vefat etmek vardır, ama model, şahitlik ve misyon olarak onlar her zaman vardırlar Yani peygamberlik ölmez Onlar ebedi olarak hep olacaklardır

Ebedi başlarımıza lütfen sadık olmayı hiç unutmayalım İnsan kendi başından vazgeçemez, değil mi? Zaten başsız yaşamaya çalışanların hayatta olma ve hayat bulma ihtimali asla olamaz Buna inanmak gerek

alıntı
 
Üst Alt