Ezan oldum dinmedim, bayrak oldum inmedim, şehit oldum ölmedim. Adım Müslüman soyadım Türk benim...
Neler yeni
ULVİ HOCAM NURKUL HOCAM 1825 GÜN 5 YIL OLDU LÜTFEN GELİN SİZİ ÇOK ÖZLEDİK.

Osmanlı'da hanımlara özel hastane

F@lsefe

Uzman Onbaşı
#1




Osmanlı'da hanımlara özel hastane
Osmanlı sarayında kadınlara mahsus hastane yapılmıştı.


Nazlıgül Bulut-Dünya Bülteni
İstanbul yüzyıllarca bir başka şehre daha evsahipliği yapmıştır aslında. Saray-ı Cedid ya da bilinen adıyla Topkapı Sarayı, İstanbul ile aynı anda yaşamış, tabir-i caizse şehir içinde şehir olmuştur.
İlber Ortaylı'nın dediği gibi "mütevazı fakat kendine özgü pandantif biçimli güzel binaları" ile zarif bir mimari anlayışın ürünü olan sarayda, devleti yönetenlerin ikametgâhı olması hasebiyle siyasi kurumlarıyla ile en tepesinden en alt rütbedekine varıncaya kadar tüm ahalinin ihtiyaçlarının sağlandığı mahalleriyle, başlı başına yeni bir kent inşa edilmiştir. Bu kente dâhil olan mahallerden biri de pek fazla da bilinmeyen Harem Hastahanesi diğer adıyla Cariyeler Hastahanesi'dir.
Kuruluşunun, kesin bir tarih olmasa da 17. yüzyılın başlarına rastlaması muhtemeldir.
Harem dairesinin bölümlerinden biri olan hastahane, küçük bir avluya bakan odacıklardan oluşmaktadır. Esas şeklini 1665 senesinde geçirdiği yangından sonra almıştır. Burası, girişinde yer alan 'hastalar ustası' odası, mutfak, koğuş, hamam, odunluk, gasilhane, helâ ve çamaşırhaneden mürekkepti. Ayrıca hastahane personeli ile çeşitli ilaçların muhafaza edildiği hücreler de vardı. Yapı, Haremin uzantılarından biri olmasına rağmen, epey ücra bir noktada inşa edilmiştir. Bunun sebebi, olası bir salgının tüm saray halkını etkileyebileceği endişesinden kaynaklanmaktadır. Sultan Abdülaziz döneminde meydana gelen kolera salgını esnasında bu hastaneden de istifade edilmiştir.
Harem sakinleri –daha ziyade cariyeler-, burada kendileri için tahsis edilen 'hekime hanım' 'hastalar ustası' ve 'nine' adı verilen personel tarafından muayene ve tedavi edilmekteydi. Çalışanlarının tümünün kadın olduğu hastanede, erkek hekim ve cerrahların özellikle ağır vakalarda zaman zaman mesai yaptıkları da bilinmektedir. Erkek hekime ihtiyaç hissedilen hallerde, nöbetçi ağa, Darüssaade Ağası'na hastanın durumu hakkında malumat verir, o da gereğini yerine getirerek hekimin saraya gelmesini temin ederdi. Hareme çağrılan erkek hekimler, elbette belli bir intizam içerisinde saraya gelir ve hizmetli kişilerin gözetiminde ciddiyet içerisinde muayenelerini yaparlardı. Hatta kimi vakitler padişahın izninin de alınması zaruretti. Erkek hekimin muayenesi sırasında hastanın vücudunun olabildiğince örtülü olmasına dikkat edilmiştir.
Önemli bir husus da erkek hekimler ile hanım hekimlerin aldıkları ücretlerdeki olağandışı farklılıktır. Arşiv kayıtlarından, hekimeye günde iki akçe verildiğini buna karşın erkek Yahudi hekime günde on beş akçe ödendiğini öğrenmekteyiz.
Vefat eden cariyelere, son görev yine burada yapılırdı. Vefat eden kişi, hastahane müştemilatından olan gasilhanede yıkandıktan sonra kefenlenerek tabuta konulur sonrasında küçük bir külliyeyi andıran yapının zemin katındaki Meyyit Kapısı'ndan –bugünkü Arkeoloji Müzesi bahçesine açılan- çıkartılarak defnedilmek üzere Zülüflü Baltacılara teslim edilirdi.
* Harem Hastahanesi'nin fotoğrafı, İlber Ortaylı'nın Mekânlar ve Olaylarıyla Topkapı Sarayı isimli eserinden alınmıştır.
KAYNAKLAR
Leslie P. Pıerce, Harem-i Hümayun, Tarih Vakfı Yay.
İlber Ortaylı, Mekânlar ve Olaylarıyla Topkapı Sarayı, Bank Asya Yay.
Feryal S. Gündüz, Osmanlı Devleti'nde İstanbul'da Kadınlara Hizmet İçin Açılmış Hastaneler, Klinikler. İÜ Yüksek Lisans Tezi.