Ezan oldum dinmedim, bayrak oldum inmedim, şehit oldum ölmedim. Adım Müslüman soyadım Türk benim...
  • ULVİ HOCAM NURKUL HOCAM 2200 GÜN 6 YIL OLDU LÜTFEN GELİN SİZİ ÇOK ÖZLEDİK.. İlimyuvası Yönetim İletişim ilimyuvasi.com@gmail.com

Nasih ve Mensuhu Bilme Şekilleri:

S

sevban

Guest
<!-- google_ad_section_start -->Nasih ve Mensuhu Bilme Şekilleri:


Nasih ve Mensuh ancak şu üç şekilden biri ile bilinebilir:

1) Nasih ve mensuh delillerin nüzul veya vürud zamanlarının bilinmesi. Bu da delilin kendi ibaresinde mevcut bir ifadeden, ya sahabeden, iki delilden birinin diğerinden daha sonra nazil veya varid olduğuna dair gelen sarih bir haberden, ya da herhangi bir asırda iki delilden birinin diğerinden muahhar olduğuna dair vaki olan icmadan anlaşılabilir. Dolayısıyla zaman itibariyle muahhar olan delil ötekini neshetmiştir.

2) Nasih olan delilde, daha önceki bir delilin hükmünü neshettiğine dairaçık ifade bulunması.
3) Sahabeden “Şu veya şu ayet veya hadis, şu ayet veya hadisi neshetmiştir.” Diye açık ve kat’i bir rivayetin bulunması.

Bunlar bilinmeden veya bu bilgiler olmaksızın bir müfessirin veya bir müctehidin re’y veya sözüne dayanılarakveya Mushaftaki sıralarına bakılarak ayetlerin nasih veya mensuh olduklarına hükmedilemez.

Mensuh Ayetler:


Kur’an-ı Kerim’de neshin caiz olduğu görüşündeki alimlerin en zayıf tarafı Kur’an-ı Kerim’de ne kadar mensuh ayet olduğu konusunda ve hangi ayetlerin mensuh olduğunda ittifak edememiş olmalarıdır. Mensuh ayetlerin beş yüz civarında olduğunu söyleyenler yanında bunları dörde kadar indirenler de vardır. Mesela Abdurrahman İbn Ali İbnu’l-Cevzi (597/1201) mensuh ayetlerin sayısını 274 olarak verirken, Hibetullah ibn Selame (410/1019) 235, Muhammed İbn Hazm (456/1064) 214, Ebu Ca’fer en-Nehhas (338/949) 138, Abdulaziz el-Bağdadi 66 olarak vermektedir. Ancak müteahhir bir çok alim Celaleddin es-Suyuti’nin vermiş olduğu 22 sayısını aynen naklederken, Abdulkerim ez-Zerkani bunlar üzerinde yaptığı değerlendirmeler neticesi bir kısmının nesh olmadan aralarının te’lif edilebileceğini söyler ve mensuh ayetlerin sayısını ancak yedi olarak gösterir. Muhammed Suad Celal de mensuh ayetlerin sadece dört olduğunu iddia eder. Şah Veliyyullah Dihlevi mensuh ayetlerin sayısını beşe indirmiştir. İmam Suyuti’ye göre ise, sadece: Bakara: 2/115, 180, 183, 184, 217, 240, 282, Al-i imran: 3/102, Nisa: 4/8, 15-16, 53, Maide: 5/2, 42, 106, Enfal: 8/65, Tevbe. 9/41, Nur: 24/3, 58, Ahzab: 33/52, Mücadele: 58/12, Mümtehine: 60/11 ve Müzzemmil: 73/2-4 ayetleri olmak üzere 22 ayet mensuhtur.Kur’an’da neshi kabul edenlerin, hepsinin mensuh olduğunda ittifak ettikleri dört ayet Nisa: 4/15-16, Enfal: 8/65, Mücadele: 58/12 ve Müzzemmil: 73/2-4 ayetleridir.

Tahsis:


Hükmü genel olan bir nassın daha sonraki bir delil, bir işaret veya bir icma ile hükmünün, lafzın kapsadığı bütün fertlere değil de, belirli fertlere has olduğunun belirtilmesidir. Bu da genellik ifade eden amm bir lafzın özel (hass) bir emir ile açıklanmasıdır. Allah’ın şu sözü gibi: “Allah çocuklarınız hakkında size erkeğe iki dişinin hissesi kadar vasiyet eder.” (Nisa: 4/11) Bu amm olan bir lafızdır. Fakat Allah bunu hadislerle tahsis etmiştir. Şöyle ki, ayetteki “Evlad” kelimesi kafir olan çocukları da kapsar. Rasulullah’ın: “İki ayrı dine sahip olanlar birbirlerine mirasçı olamazlar.” hadisi bu hükmü müslüman olan çocuklara, “Katil için miras yoktur.” hadisi de ana-baba katli olmayan çocuklara tahsis etmiştir.

Neshde, bazı zamanlarda hükmün tahsisine benzeyen bir şey tahsisde ise, fertlerin bazısından hükmün kaldırılmasına benzeyen bir şey vardır. İşte şu zikrettiğimiz şeyler birbirine benzemektedirler. Bu benzerlikten dolayı bazı alimler şeriatta neshin vukuunu inkar etmişlerdir ve nesh olarak zikredilen şeyler tahsisten başka birşey olmadığı zannına kapılmışlardır.

Nesh İle Tahsis Arasındaki Fark:


Tahsis; kasdedilen şeyleri belirtmek, nesh ise amellerin zamanının bitip başlama tarihini belirtmektir.Emredilen şey bir tek olduğu zaman tahsis olmaz. Çünkü bir tek şeyden bir çok şey çıkarmak mantıksızdır. Nesh ise bunun aksidir. Çünkü tek başına olan hüküm nesh ile kaldırılabilir. Nesh olunan şeylerle bir daha ebediyyen amel edilmez. Fakat tahsis bunun tersidir. Çünkü tahsis edilen hükümle amel edilir. Tahsis ictihat ve kıyas ile mümkündür. Fakat nesh ancak nass ile sabit olur. Kur’an ve sünnet dışındaki şeylerle nesh olmaz. Çünkü onlarda yalan olabilir. Nesh içinde haber ifade eden nasslar da olmaz. Çünkü o zaman haber yalan olmuş olur. Fakat haberlerde tahsis olur.

İstisna:


İstisna harflerinden sonra gelen hükmün, istisna harflerinden önce gelen genel hükümden çıkarılması veya istisna edilmesidir.

İstisna İle Nesh ve Tahsis Arasındaki Fark:


Nesh ancak nesheden nass, nesholunan nassdan ayrı olduğu zaman olur. Tahsis ise hem bitişik, hem ayrı olabilir. İstisna ise ancak daha öncekine bitişik olduğunda mümkün olur.
Nesh İle Bida Arasındaki Fark: Allah farz kıldığı şeyleri bilir. Yine bu farzı ne zaman kaldıracağını, birinci farzı nesheden hükmün ne zaman geleceğini, bu ibadetin süresinin ne zaman biteceğini de bilir. Ona hiçbir şeyin ilmi gizli değildir. O işlerin sonunun nereye varacağını bilir. Herşey O’nun katındaki Ümmü’l-Kitap’ta yazılıdır. Bida ise bunun tam tersidir. Çünkü o yaratılmışların sıfatıdır. İnsanlar işlerinin sonunun nereye varacağını bilmezler. Misal olarak: Bir adam, diğer bir kişiye emir verip: “Şu işi yap.” dese, adam o işi yapmaya başladıktan sonra, emreden kişi yaptırdığı işin aksinin daha uygun olduğunu ve yaptırdığı işin, yapılmamasının daha evla olduğunu anlayabilir. Kişi birinci emri verdiğinde ikinci emir hiç kalbinde yoktu. Kendisi için iyi olanın ancak ilk emrettiği şeyden dönmek olacağını bilmiyordu. Bununla birlikte o iki emirden hangisinin onun için hayırlı olacağını da bilmez, birinciye devam etmek mi daha hayırlıdır yoksa ikinciye başlamak mı? Bilakis o tercihlerini ancak zanna, aklın ürünü olan kıyasa ve geçmiş tecrübelerine dayanarak yapar. Kıyasta yanlış yapan ve bu konuda hataya düşen çoktur. Bu aklın eşyaların hakikatını anlama hususunda aciz olmasından dolayıdır. Çünkü eşyanın hakikatını anlamak, yarattıklarına değil yalnız Allah’a ait olan bir sıfattır.
Bazı alimler de şöyle der: İnsanların çoğunun nesh ile bida arasındaki farkı bilememelerinden dolayı tasavvufçulardan ve usulcülerden Ebu Müslim İsfehani gibi bir kısım taife neshin Kur’an’da caiz olmadığını iddia etmişlerdir. Fakat daha önceki şeriatlerin neshini kabul etmişlerdir. Onların dedikleri: “Ey Fulan, sen verdiğin haberlerde hem doğru hem yalan söylüyorsun.” diyen kişinin sözü gibidir. Bunun sebebi onların yalnız Allah için caiz olan nesh ile yaratılmışların sıfatı olan bida arasındaki farkı kavramamış olmalarıdır. Kur’an’da neshi inkar eden kişi bida ile nesh arasındaki farkı anlasaydı bu bozuk olan inancından dönerdi.
Bida, gizlilikten sonra açıklık, mevcut olmayan bir görüşün meydana gelmesidir. Bu hususa örnek olarak Zümer. 39/47-48 ve Yusuf: 12/25 ayetlerini örnek verebiliriz. İlmiyle herşeyi ihata eden Allah için gizli bir şey olmayacağına göre, yukarıda tarifini yaptığımız bida Allah için muhaldir.

Nesh Hangi Mevzularda Olur?:


Usul alimi ve fakihlerin çoğuna göre geçmiş ümmetler hakkındaki bilgi ve kıssalar, gelecekle ilgili gaybi haberler hususunda nesh olmaz. Böyle söyleyenler arasında Mücahid ve Said İbn Cübeyr de vardır. Nesh ancak Allah’tan kullarına bir lütuf olmak üzere emir ve nehiy hususunda olur. Bazı alimler şöyle der: Nesh emir ve nehiy bildiren haberlerde de olabilir. Böyle diyenler arasında Dahhak İbn Müzahim de vardır. “Zina eden bir erkek, ancak zina eden bir kadınla evlenebilir.” (Nur: 24/3) ayetinin ve iddet ayetinin neshedilmesi bu şekildedir. Bazı alimler de şöyle der: Nesh her türlü sözde olabilir. Bu görüş Zeyd İbn Eslem’e aittir. İbn-i Bakıllani: “Allah ve Rasulullah’ın verdiği haberlerde nesh caiz olmaz.” demiştir. El-Kadi haberin neshi hususunda şöyle der: Allah’ın sıfatları, geçmiş ümmetlerin haberi, gelecek hakkındaki haberler gibi sadece bir manası olabilen lafızların neshi caiz olmaz. Ancak değişmesi mümkün olabilen (Bir kişi mü’min midir? Ya da namaz vacip midir, değil midir? gibi konularda) caiz olur. Bazı alimler bu güzel bir kavildir, demişlerdir. Muhasebe ve Musabara ayetleri bu şekildeki ayetlerdir. Hareket metodu ve akaidle ilgili konularda da nesh olmaz.

Nesh Hakkında Genel Bilgiler:


Hafif olan hükmün ağır olan hükümle ve ağır olan hükmün de hafif olan hükümle neshi caizdir. Hafif olan hükmün ağır olan hükümle neshinin hikmeti: Ağır olan emre uymak suretiyle ecri kat kat artırmak, sabır ile dereceleri yükseltmektir. Ağır olan hükmün hafif olan hükümle neshinin hikmeti; cömert olan Allah’ın emri hafifletmesine rağmen kullarına rahmet olarak ecrini çoğaltmasıdır. O halde nesh kulların helalden harama veya haramdan helale, mübahtan yasağa veya yasaktan mübaha, hafiften ağıra veya ağırdan hafife çevrilmesidir. Bunların hepsi Allah’ın kulların maslahatını daha iyi bilmesindendir.

Neshi İnkar Etmenin Hükmü:


İcma ile kabul edilmiş bir hükmü inkar etmek veya icma ile belli bir zaman mübah kılınmış ancak daha sonra haramlığı kesinleşmiş bir şeyin hükmünü haram ya da belli bir zaman haram kılınmış ancak daha sonra mübahlığı kesinleşmiş bir şeyin hükmünü mübah kabul etmemek küfürdür. Fakat alimlerin usul
farklılıklarından dolayı teorik olarak neshi inkar etmek küfür değildir.


ilimsiz hiç bir şeyin anlamı olmaz ilmi ona düçhar olmuşlardan öğrenmek en güzelidir....vesselam veddua
alıntı
<!-- google_ad_section_end -->​
 
Üst Alt