Ezan oldum dinmedim, bayrak oldum inmedim, şehit oldum ölmedim. Adım Müslüman soyadım Türk benim...
  • ULVİ HOCAM NURKUL HOCAM 2200 GÜN 6 YIL OLDU LÜTFEN GELİN SİZİ ÇOK ÖZLEDİK.. İlimyuvası Yönetim İletişim ilimyuvasi.com@gmail.com

Kurtuluş Savaşı Kahramanı Pilot Binbaşı Fazıl

F@lsefe

Uzman Onbaşı
2. Uçak Bölüğü Komutanı
Binbaşı Fazıl
(1889 – 1923)
Cihan ve İstiklal Harbi’nde kahramanca hava savaşlarına katılan Fazıl Bey, bir eğitim uçuşu sırasında 27 Ocak 1923 günü İzmir’de şehit oldu.
“Hava Şehitleri Günü” O’nun şehit olduğu gündür.
Bu tarih daha sonra değiştirilerek ilk uzun uçuşun yapıldığı 15 Mayıs (1914)’a alınmıştır. Bugün Onu havacılar bile tam hatırlamaz. Oysa anıtı dikilecek havacımızdır.
İlk savaş pilotuydu
Abdurrahman Efendi ve Saadet Hanım’ın oğlu olarak 1889 yılında Arnavutluk’un İşkodra Kasabası’nda dünyaya gelir. Birçok arkadaşı gibi ilk havacı olarak Avrupa’ya eğitime gönderilir. İngiltere’de eğitim gören Fazıl Bey’in havacılığa yatkınlığı, buradaki komutanları tarafından da fark edilir. Almanya’nın başkenti Berlin’e 1914 yılında 3 arkadaşıyla giden Teğmen Fazıl Bey, burada da başarılı uçuşlar yaparak Türk çocuklarının da havacılıkta başarılı olduğunu gösterir. Buradaki başarısını ünlü Alman savaş pilotu Von Richtholfen de takdir eder. Fazıl Bey pilotluğunun yanı sıra neşeli kişiliği, gözü pekliği ve bilgisiyle de dikkat çeker.
Gözü pek savaş pilotu
Buradaki eğitimini başarıyla bitiren Fazıl Bey, İstanbul’a gelir ve Yeşilköy Hava Uçuş Okulu’nun çekirdek kadrosuna dahil olarak, başka havacıları yetiştirir. Cihan Harbi başladığında eldeki uçaklar ve pilotları gerek doğu gerekse de önemli bir cephe olan Çanakkale’ye gönderilirler.
Fazıl Bey Üsteğmen rütbesiyle Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanlığı emrine verilir. 25 Ağustos 1915 günü Üsteğmen Fazıl Bey’in uçtuğu deniz uçağı, Nara açıklarında arızalanarak geri döner. Fazıl Bey’in buradaki görevi, İngiliz deniz üsleri ile denizdeki düşman hareketliliğini gözetlemektir. Bu uçuş ilk hava keşfi görevidir aynı zamanda…
Genelkurmay Başkanlığı tarafından 1969 yılında yayımlanan “Türk Hava Harekatı” isimli eserde belirtildiğine göre, bu tarihlerde havacılığımız çok ilkel bir durumdadır ve uçaklar sık sık arızalanmaktadır. Buna rağmen Üsteğmen Fazıl, Yüzbaşı Savmi ve Üsteğmen Cemal Beyler gibi üstün yaradılıştakiler vazife yapabilmektedir. Bu imkansızlık kısa sürede Almanya’dan gelen çok sayıdaki uçak ve uçucu ile giderilmeye çalışılır. Türk gençlerinin eğitimine de önem verilir. Bir yıl içinde savaş pilotu sayımız 15′e çıkar.
Arap Cephelerinde Fazıl Bey
Genelkurmay kayıtlarına göre, Üsteğmen Fazıl Bey, Eylül 1915′de Irak’ta görevlendirilir ve burada Salmanpak civarlarında keşif ve hava akınlarına katılır. Burada Türk pilotları, İngiliz pilotlarıyla kahramanca hava savaşlarına tutuşur ve birçoğunu düşürür.
Bazı İngiliz pilotları inişe zorlanarak uçağıyla birlikte esir edilir.
Birussebi’den gelen Pilot Üsteğmen Fazıl Bey, düşmandan ele geçirilen uçakları uçar duruma sokmak için büyük bir çaba harcayarak birkaç uçağı hazırlar. 1916 yılına gelindiğinde Türk Hava Kuvvetleri 67 hava istasyonuna ve 81 pilot/gözetmen ile 90 uçağa sahiptir. Hava birliklerinin tecrübesi daha da artmış ve önemi kavranmıştır.
Fazıl Bey, Bölük Komutanı oluyor
Üsteğmen Fazıl Bey, Ağustos 1916′da 3′ncü Tayyare Bölüğü’ne getirilir. Bölük bu tarihlerde Hicaz bölgesinde görev yapar. Genelkurmay kayıtlarında Fazıl Beyin buradaki faaliyetleri hakkında şu bilgiler veriliyor:
“26 Eylül 1916′da Medine’ye gelerek bölüğe katılan Üsteğmen Fazıl, uçulamayacağı iddia edilen uçaklarla uçuş tecrübelerini yapmaya başladı. Denemede olumlu sonuç alınmış, hazırlanan raporda eldeki uçaklarla Hicaz’da mükemmel şekilde uçulabileceği, bugüne kadar olan başarısızlığın bölükteki uçuşları az ve eğitimleri zayıf olan uçucuların ehliyetsizliğinden ileri geldiği belirtilmiştir.
Üsteğmen Fazıl bölük komutanlığına başladıktan sonra uçamaz durumda olan uçakları kısa zamanda uçuşa hazırlattı. Bölük kısa zamanda toparlanmış ve Medine dolaylarında yaptığı vazife uçuşlarında Mürettip Kuvvet Komutanlığı’na faydalı olmaya başlamıştı.” (s.123) Fazıl Bey bu cephelerdeki başarısından dolayı hızla yükselir ve 1917 yılında yüzbaşı olarak Filistin Cephesinde bölük komutanlığı yapar.
Kahraman Fazıl’ın destanlaştığı gün
25 Ekim 1918′de Çanakkale üzerinden geçen beş düşman uçağının İstanbul yönünde uçtukları, Hava Savunma Komutanlığına bildirilir. Saat: 13.15′de düşman uçaklarının İstanbul’a yaklaşmakta oldukları haberinin alınması üzerine, 9′ncu Tayyare Bölük Komutanı Yüzbaşı Fazıl’ın komutasında, Astsubay Vecihi ve Türk uyruğundaki Avusturyalı Maks Şusi ile bir Alman pilotu sıra ile havalanırlar. Avusturyalı ile Alman pilotu kol komutanı Yüzbaşı Fazıl’ı takip etmeyerek boğazın kuzey dolaylarında dolaşmaya başlarlar. Bu durum, İstanbul savunması için uçan dörtlü kolun dağılması ve münferit bir duruma düşmesi demektir. Şusi’nin uçağı arızalanır, Vecihi Bey’in uçağının ise yakıtı biter. Alman pilotu da boğaz dışında olduğundan düşman karşısında yalnız başına kalan Yüzbaşı Fazıl süratle hücuma geçer. Üzerine çevrilmiş olan 10 düşman makineli tüfeğine karşı yapılan bu saldırı cüret ve cesaretin bir timsalidir.
Bu saldırışta tehlikeli olarak ikisi ciğerinden, ikisi elinden olmak üzere tüm olarak yedi (kurşun) isabet alan Fazıl Bey, bir düşman rastını yaralamış bir başkasını ise öldürmüştür.
Ağır yaralı olarak uçağını Yeşilköy alanına indirmeyi başarır. Marmara önlerine gelen düşman filosu ise şehri bombalayamayarak geri döner.
Fazıl Bey İstiklal Harbi’nde
Yüzbaşı Fazıl Bey ağır yaralarının acısını çekerken, İstanbul da Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra işgal edilmiştir. Düşman ilk olarak Yeşilköy’deki hava üssüne el koyar. Buradaki uçakları kilitler ve bulduğu personeli de tutuklar.
Bunu öğrenen Vecihi ve Fazıl Beyler, bir uçakla zorlu bir yolculuktan sonra Ankara’ya varırlar. Ankara’da ilk hava birliğinin çekirdeğini kurarlar. Fazıl Bey bu tarihte Batı Cephesi’nde İsmet Paşa’ya bağlı olarak Bölük Komutanlığı görevi yapar.
O tarihte Anadolu’da iki uçak vardır. Buna daha sonra ele geçen Yunan uçakları da eklenir ve Milli Mücadele ilerledikçe, alınan yeni uçaklarla da bu filo hızla gelişir. Uçak sayısı 20′ye, personel sayısı da 40′a ulaşır.
Yunanlıların elinde ise 50 uçak vardır. Fazıl ve Vecihi Beyler, kıt imkanlarla Anadolu’da da imkansızı başarırlar ve birbirinden tehlikeli uçuşlarla düşmana göz açtırmazlar. İstiklal Harbi boyunca 10 Yunan uçağını tahrip ederken 15′ini de sağlam ele geçirirler.
Binbaşı Fazıl kaza kurbanı
Büyük Zafer’den sonra ise Fazıl Bey, 5 Eylül 1922 günü binbaşı rütbesine yükseltilir ve çok sevdiği İzmir’e atanır. Burada Türk gençlerine uçuş eğitimi verir. İşte bu uçuşlardan birisinde (27 Ocak 1923 günü) havada uçağı arızalanır ve savaşta düşman mermilerinin vuramadığı uçağını talihsiz bir kaza “vurur”! Fazıl Bey’in uçağı o gün öğrencisi Deniz Astsubayı Emin ile havalanmıştı. Motor üst üste arıza yapar. Binbaşı Fazıl alana inmek için dönmek ister Fakat hızı azalan ve yerden sadece 35 metre yükseklikte olan uçak bu dönüşe dayanamaz, yere çakılır. Öğrenci Astsubay Emin hemen şehit olur. Beyin kanaması geçiren Binbaşı Fazıl da, hastaneye kaldırıldıktan altı saat sonra hayata gözlerini yumar.
Vecihi Bey arkadaşını anlatıyor
Vecihi Bey ise şu acı satırlarla, o elim anı anlatır:
“Fazıl, ismine yakışan bir fazıla malik ve havacılığımızın o zaman en olgun bir elemanı idi. Uçuşundan ziyade, Türk havacılığı, ilminden istifade edebilirdi. O, birkaç talebenin değil, fakat hepimizin hocası idi. İşte bu acı içinde ben milli havacılığımız n***** için için yandım. Senelerce düşman üzerinde kahramanca çarpışarak ölüm tehlikelerini yenen bu aziz genç, küçük bir kazanın kurbanı olmuştu.”
Yaşar EYİCE
 
Üst Alt