İslamda Özel Hayata Saygı | İlim Yuvası - Ulvi Hocaları Sevenler Platformu

İslamda Özel Hayata Saygı

'İslamiyet Genel' forumunda dost tarafından 11 Nis 2011 tarihinde açılan konu

Bu Sayfayı Paylaş

  1. dost

    dost Asteğmen
    Özel mesaj gönder

    Katılım:
    29 Ara 2010
    Mesaj:
    2,101
    Alınan Beğeniler:
    18
    Ödül Puanları:
    38
    İslamda Özel Hayata Saygı

    Özel Hayatın Gizliliği


    BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
    Birbirinizin gizli hallerini araştırmayın

    Hucurat Sûresi, 49:12

    AYETİN metninde “tecessüs” olarak geçen ifade, “araştırmak, yoklamak, dikkat ve çaba harcayarak bilgi edinmeye çalışmak” anl----- geliyor ki, “casus” sözcüğü de bu sözcükle aynı kökten gelir Kelimenin buradaki anlamı, başkasının gizli hallerini araştırmak; onun açıklanmasından hoşlanmayacağı şeyleri, kusur ve ayıplarını öğrenip ortaya çıkarmaya çalışmak demektir

    Ayet, gayet kısa ve net bir ifadeyle bunu bize kesin şekilde yasaklıyor

    Bu yasağı birtakım sınırlar içinde hapsetmiyor Birtakım istisnalar getirmiyor “Şu, şu, konuları araştırmayın” şeklinde seçici bir yasak da getirmiyor

    Toptan bir ifadeyle, mü’minlere, birbirlerinin gizli hallerini araştırmayı yasaklıyor “Tecessüs etmeyin” diyor ve işi orada bitiriyor!

    Bunda, mü’minin Allah katındaki değerini iki ayrı yönden ortaya koyan bir incelik vardır

    Bir defa, bu yasak, hukuku korunmuş olan mü’minin açısından, son derece onurlandırıcı bir iltifat içeriyor Bu yasağa riayet edilen topluluk içindeki bir mü’minin rahatlığını düşünün:

    Her türlü meraklı bakıştan uzak şekilde, alabildiğine bir özgürlük içinde, özel hayatına en küçük bir müdahale endişesi taşımadan yaşamak nasıl birşeydir!

    Hangi eşyanın arkasından bir böcek, mikrofon, kamera gibi bir aygıtın çıkacağından kimsenin emin olmadığı bir dünyada böyle bir rahatlığı hayal etmek bize pek zor geliyor Ama Yüce Allah’ın bir mü’mine lâyık gördüğü hayat aynen bundan ibarettir

    İkinci olarak, bu yasağa muhatap olan mü’min de yine bir iltifata mazhar olmuş demektir Çünkü bu yasakta, “Sen dedikodu ve tecessüs gibi aşağılık şeylerle ömrünü heba edecek birisi olamazsın” anlamı vardır

    Evet, insanda bir merak duygusu bulunur Ve her duygu ve yetenek gibi, bu da bir hikmetle insana verilmiştir

    Eğer insan, İlâhî hikmete uygun bir şekilde merakını yerli yerinde kullanacak olursa, o duygu bir anahtar olur, ona bütün ilimlerin kapılarını açar İnsan onunla göklerin ve yerin sırlarını çözer, kâinatı bir kitap gibi okumayı öğrenir

    Yine merak duygusu sayesinde, insan, kendi istikbali hakkında endişeler taşır ve bu endişeler, onu, hayatına çeki düzen vermeye sevk eder Ebedî bir âlemde kendisini nasıl bir âkıbetin beklediğini merak etmeyen bir insan, bu dünya hayatına nasıl anlam kazandırabilir?

    Merakını ona lâyık hedeflere yönelten ve yerli yerinde kullanan bir insan için, daha başka şeylerin zaten bir çekiciliği yoktur Hele başkalarının gizli hallerine dair bilgiler, onun merak listesinin en sonunda bile yer almaz Gelin, görün ki, mü’minlerin merakını bu doğal mecrâsından alıkoymak için insan ve cin şeytanlarının başvurmayacağı çare de yoktur Medyanın durumu bu gerçeğin en büyük şahididir

    Gazete sayfalarını dolduran, televizyon ekranlarını işgal eden bağırtılarla dünyanın en önemli meselesiymiş gibi sunulan sözüm ona haberlerin ne kadarı bu âyetteki yasağın kapsama alanına giriyor, isterseniz bir hesaplayıverin!

    Çıkacak sonuç, İslâm toplumları olarak, bu âyette ders verilen üstün ahlâk ile aramızdaki mesafeyi gösterecektir

    İtiraf etmek hoş değil belki; fakat gerçek şu ki, merakımız, peşine düşmesi gereken hedeflerin çok uzaklarında dolaşıyor Mecrâsından sapmış, hedefini şaşırmış meraklar için ise, tecessüs ayıp olmaktan çıkıyor, bir hayat tarzına dönüşüyor Böyle bir hayat tarzının egemen olduğu toplumlarda ise, birbirinin gizli hallerini araştıran komşulardan tutun, yurttaşlarının özel hayatlarına müdahale eden devletlere, yahut birbirinin tüm gizliliklerini uydulardan gözleyen ülkelere kadar bütün yaşam alanları, bu düşük ahlâktan nasibini şu veya bu şekilde alıyor

    Gerek şu âyetin açık ve kesin emrini, gerekse Allah Resulü (s.a.s.) ile Sahâbîlerin bu konudaki uygulamalarını önümüze koyduğumuzda ise, şu zamanın anlayışından 14 asır geride değil, belki binlerce sene ileride bir uygarlık seviyesiyle kendimizi karşı karşıya buluyoruz Ve öyle bir seviyede bir hayatın bu dünya üzerinde gerçekten yaşanmış olduğuna inanmak bize zor geliyor

    Düşünün ki, Hz Peygamberin (s.a.s) “Şeytan senden korkar” hitabına mazhar olmuş bir Hz Ömer (r.a.) halifeliğinde bir adamı evi içinde içki içerken yakaladığı zaman, adam ona “Sen tecessüs ederek âyete aykırı hareket ettin” cevabını veriyor ve ondan sonra Hz Ömer (r.a) ’e, adamla helâlleşerek geri dönmek düşüyor Hz Peygamberin (s.a.s) terbiyesi altında yetişmiş ve tefsir ilminin bir temel direği olmuş İbni Mesud (r.a.) Hazretlerine de birisini getirip “İşte bu sakalından şarap damlayan adam” dedikleri zaman, o, durumu tahkik etmeye bile ihtiyaç duymadan, “Biz başkalarının kusurlarını araştırmaktan men edildik” cevabıyla meseleyi noktalıyor

    Günümüzün egemen anlayışlarına ne kadar uzak düşerse düşsün, bir mü’min için örnek alınacak davranışlar, elbette ki bunlardan ibarettir Bir mü’min, herşeyden önce, bu konuda Rabbinin kendisine vermiş olduğu değeri düşünmelidir Bu öyle yüksek bir değerdir ki, onun herhangi bir şekilde ihlâli, Allah (c.c.) tarafından gelecek “misliyle ceza” sonucunu doğurmaktadır Peygamber Efendimiz, (s.a.s.) “Müslümanların gizli hallerini araştıran kimsenin ayıplarını Allah’ın ortaya çıkaracağını ve onu evinde bile rezil edeceğini” haber vermiştir(1)

    Bu yasağın bir tarafında başkalarının gizliliklerini araştırmamak var ise, diğer tarafında da, bir mü’min olarak, kendi özel hayatımızın İlâhî güvence altına alınmış olması gibi bir lütuf vardır

    (1) Ebû Dâvud, Edeb: 35

     
    Son düzenleme: 28 Eyl 2017
  2. ulvi

    ulvi Administrator Site Yetkilisi Yönetici Ulvi Hocalar
    Özel mesaj gönder

    Katılım:
    29 Mar 2011
    Mesaj:
    391
    Alınan Beğeniler:
    25
    Ödül Puanları:
    28
    İslami yaşantı 2 türlü tezahür eder insanlarda. Birisi yine ilme dayalı ama insanı şeytanın düştüğü duruma götüren İslam yaşantısı. İkincisi ise Emrolduğun gibi dosdoğru ol Ayeti Şerifine Uygun Olan ve insanı kul eden İslami yaşantıdır.
    Amacı kulluk değilde zorluk olan insanlar kendi kafalarına göre dini eğip bükerler öyleki Allah 'ın bile işine karışır ve hüküm verirler. Öyleki kimini şeyh, kimini şıh, kimini gavs, kimini kutup, kimini sahibul zaman ilan ederler.
    Ve kendi kafalarına göre ilan ettiği b u evliyalar uğrunada her türlü eğriliği doğru ve sevap sayarlar.
    Ateistlerden, kafirlerden tek farkları Allah 'a olan inançları ve ibadetleridir.
    Onun haricinde ateistlerin yaptığı hileleri onlarda yapar, menfaatleri gittiğinde ateistlerin verdiği tepkileri onlarda verir, hile ve hurdayla kendilerine makam ve mevki edinirler.
    Ama her zaman girdikleri mücadelede yenilmeye mahkumdurlar.
    İşte böyle gayet islami yaşantılı ( ! ) insanlar ruhanilerden ilham, his, kerametvari haller, manevi haller gibi mükafatlandırlarak insanların başlarına bela edilirler ve hak , hakikate karşı mücadeleye sokulurlar.
    Ve bunu Hak için Allah için yaptıklarını zanneder ve öyle gözükürler ama aslında şeytanın oyuncağı olmuş garip ve zavallılardır.
    Bakım ibadetle adam olunsaydı şeytan ibadeti sonucu meleklerin duasına mazhar olmuştu.
    Bakın ilimle adam olunsaydı şeytan meleklerin hocası idi.
    Dikkat edin şeytanı yaptığı karşısında ne ilmi ne ibadeti kurtarabildi. O zaman herkes yaptığına dikkat etsin.
    Artık Allah 'ın işine burnunuzu sokmayı bırakın Allah için Allah 'sızlık yapmayın haşa.
    Dikkat edin maneviyatta görüştüğünü iddia ettiğiniz veliler evliyalar hikaye çıkmasınlar.
    Bu din zan üzere kabullerle değil gerçeklerle müstakildir.
    Ban bak kendini evliya gösteren zavallı kadın, sabrıma az kaldı. Ben az diyeyim sen çok anla. yaptığın bencillikleri, söylediğin yalanlarrı Peygamber Efendimiz 'e Mal Ederek iftira atma.
    Yoksa seni bir akıllandırırımki inanki cemaat oluşturmayı bırak bir kişiye bile nasihat vermeye korkarsın.

    Adı şeyhten gelir ismi nurdan
    Bakınca anlarsınki ilmi şeytandan
    Zannederki Peygamber kendine aşık
    Zaten dini imanı haramla karışık

    Bir maneviyatı var flörte dair
    Geylaniler Rabbaniler saz çalar aşka dair
    Dünyada harama bakmamış veliler olurlar günahkar
    Bu şeyh nurları ne kadar salaklar

    hay senin maneviyatına filimleri aratmıyor
    manevi hallerinden sonra birde banyo gerekiyor
    Al o maneviyatı koy sen cebine
    Sadece benziyorsun beş para etmez birine

    Hakkında şikayet var bana aktarıyorlar
    Dikkat et bu dini senin tekeline sunmuyorlar
    Sabırlıyım bozma benim sabrımı
    Çıkmasın bir daha ağzından Peygamber Kelamı
     
  3. dost

    dost Asteğmen
    Özel mesaj gönder

    Katılım:
    29 Ara 2010
    Mesaj:
    2,101
    Alınan Beğeniler:
    18
    Ödül Puanları:
    38
    Allah senden razı olsun Hocam
     

Bu Sayfayı Paylaş

Yükleniyor...
Konu etiketleri: