Ezan oldum dinmedim, bayrak oldum inmedim, şehit oldum ölmedim. Adım Müslüman soyadım Türk benim...
  • ULVİ HOCAM NURKUL HOCAM 2200 GÜN 6 YIL OLDU LÜTFEN GELİN SİZİ ÇOK ÖZLEDİK.. İlimyuvası Yönetim İletişim ilimyuvasi.com@gmail.com

İlmi Siyaset ( Yahudilerin İslamiyet 'e Sokmaya Çalıştıkları Bid'at ve Hurafe ) Ulvi Hocadan Alıntı

“Çok eski zamanlarda ülkeye nam salmış bir medrese varmış. Bu medreseden mezun olmak çok zormuş. Bir genç burada öğrenciymiş okulu birincilikle bitirmiş. Hocaları demişler ki; “- Sen çok başarılı bir öğrencisin fakat bizim ilmi siyaset diye bir dersimiz daha var bu dersi de okumanda büyük yarar var. Ancak isteğine bağlı.”

Öğrenci ise; “- Ben okulu bitirdim artık hizmet etmek istiyorum.” diyerek ayrılmış. O zamanlar araç falan yok, yaya olarak giderken karşısına bir köy çıkmış. Köye vardığında köylüler; “- Hoş geldin yabancı!” diye köy odası denen bir yerde bir yatak vermişler. Genç gece orda kaldıktan sonra ertesi gün köylülerle birlikte camiye gitmiş. Camide imam anlatıyormuş. Söylediklerinin çoğu yalan yanlış bilgilermiş.

Bizim genç medrese mezunu dayanamamış, hocaya müdahale etmiş; “- Hocaefendi senin anlattıkların böyle değil sen yalan yanlış şeyler söylüyorsun. Eyy cemaat bu hoca sahtekâr, yalancı!” demiş. Hoca bakmış köylünün gözünde itibar kaybedecek, “- Ey cemaat bu genç, aramıza nifak sokmak için gelmiş bunun katli vaciptir.” diye köylüyü gence karşı kışkırtmış bizim genç zor kurtulmuş köylülerin elinden.

Yaka paça yırtık perişan vaziyette hemen oradan hocalarına geri dönmüş. Medresede hocaları genci karşılarında o halde görünce; “- Niye geldin?” diye sormuşlar. Genç; “- İlmi siyaset dersi okumaya geldim.” demiş.

Neyse bizim genç ilmi siyaset dersini de okumuş medreseden ayrılmış. Tekrar aynı köye gitmiş tabii bu süre içinde tipini de değiştirmiş. Köyün girişinde karşılaştığı köylülere, çok ünlü hocalardan ilim tahsil ettiğini söylemiş. Köyün ileri gelenleri hürmetle karşılamışlar bu talebeyi ve köyün en güzel evinde misafir etmişler.

Ertesi gün köylülerle birlikte yine camiye gitmişler. Aynı hoca aynı şekilde yalan yanlış vaaz ediyormuş. Genç galeyana gelmiş rolünde ayağa fırlamış ve cemaate; “- Eyy cemaat demiş, bu hocanız var ya bu hocanız, böyle mübarek hoca zor bulunur ben diyorum ki, sizin hocanın sakalından bir kıl koparan cennete gider, saçından bir kıl kopartan cehennem azabı görmez.” demiş.

Bu hitap üzerine köylülerin tamamı hocadan bir kıl koparmak için hocaya saldırmışlar. Hoca köylülerin altında ezilmiş aradan da çocuğa söyleniyormuş. “- Seni tanıdım, sen geçen sene buraya gelen kişisin, ama bu defa İLMİ SİYASET okumuşsun.”

Bu meyanda idi bana anlatılan hikâye de. Ne zaman mı? Sanırım 13-14 yaşlarında idim ve Din Hocası olan bir büyüğümüz anlatmıştı. Aradan seneler geçti, 43 yaşıma geldim bu defa bir dost bu yıl aynı hikâyeyi anlatan dördüncü kişiydi.

Şimdi ben bu hikâyeye devam ediyorum. Canlı canlı yolunan hoca, o günden sonra -mübarekliği bir medrese hocasınca da onaylandığı için- cemaatten ve çevreden çok itibar görmüş. Çok kıymetli bir âlim olarak anılmaya başlanmış. Hani Bilmiş baba, Göbek baba, Zilli baba neviinden.. Bir gün ölmüş. Mezarına halk türbe yapmışlar, maalesef bu adamın anlattığı sapıklıkları itikât diye türbesinin başında uygulamaya devam etmişler. Onun sahtekâr talebeleri çağlar boyunca inananları yanıltmaya ve istismar etmeye devam etmiş. O’nun mübarek ve kıymetli olduğuna şahitlik eden O talebe vicdan azabı içinde ömrünü tamamlamış, O’nun mezarını da bu sahtekâr hocanın ayakucuna yapmış ahali, bize bu hocayı bu tanıttı diye…

Allahım, ne kötü bir kabusa dönüştü bu asırlardır bize anlatılan bu hikaye Allah aşkına!. Evet, maalesef böyle bir hikâye ne kitaptan, ne sünnetten, ne icmadan, ne kıyastan ne de akıldan nasib almamış bir hikâye. Bakmayın menkıbe gibi anlatıldığına. Düşünün bir kere. Yalanı sahibini etkisiz hale getirmek için tasdik etmek, yalan sahibi, itikadı bozuk birini etkisizleştirmek bahanesi ile övmek… Resulullah (S.A.V) duysa böyle bir şeyi birbirimize anlattığımızı, ne derdi acaba bize?.. Sünnetinde olmayan, bu tarz riya ve ahlaksızlık ihtiva eden hikâyeler uydurduğumuzu duysa ne kadar üzülürdü, düşünün…

Ben evliyadan birilerinin de böyle bir hikâye anlattığını duymadım açıkçası. Varsa duyan yazsın bizlere de. Ama şahitli ispatlı olarak. Hadis-i şerif rivayet eder gibi… Diğer bir konu, talebenin her iki davranışına bakın, kesinlikle ilki doğru. İkincisi yanlış. Yalan, din dışı hususları dine uygun olarak tasdik etmek ve dini şahsi menfaati için kullanmak… Bu bir nevi münafıklık değil de nedir? Diğer önemli husus ta siyaset kıvırma, atlatma, günü kurtarma sanatı değil, sünnet… Anlayana tabii.


Bu Yahudileşme temayülüne matuf hikâye aslında şöyleymiş.


“Çok eski zamanlarda ülkeye nam salmış bir Haham Okulu varmış. Bu okuldan mezun olmak çok zormuş. Bir genç burada öğrenciymiş okulu birincilikle bitirmiş. Hocaları demişler ki; “- Sen çok başarılı bir öğrencisin fakat bizim Politika diye bir dersimiz daha var bu dersi de okumanda büyük yarar var. Ancak isteğine bağlı.”

Öğrenci ise; “- Ben okulu bitirdim artık hizmet etmek istiyorum.” diyerek ayrılmış. O zamanlar araç falan yok, yaya olarak giderken karşısına bir köy çıkmış. Köye vardığında köylüler; “- Hoş geldin yabancı!” diye köy odası denen bir yerde bir yatak vermişler. Genç gece orda kaldıktan sonra ertesi gün köylülerle birlikte havraya gitmişler. Havrada, haham anlatıyormuş. Söylediklerinin çoğu yalan yanlış bilgilermiş.

Bizim genç dayanamamış, hahama müdahale etmiş; “- Haham, haham, senin anlattıkların böyle değil, sen yalan yanlış şeyler söylüyorsun. Eyy insanlar bu haham sahtekâr, yalancı!” demiş. Haham bakmış köylünün gözünde itibar kaybedecek, “- Ey insanlar, bu genç, aramıza nifak sokmak için gelmiş bunun katli vaciptir.” diye köylüyü gence karşı kışkırtmış, bizim genç zor kurtulmuş köylülerin elinden.

Yaka paça yırtık perişan vaziyette hemen oradan Haham Okuluna geri dönmüş. Okulda hocaları genci karşılarında o halde görünce; “- Niye geldin?” diye sormuşlar. Genç; “- Politika dersi okumaya geldim.” demiş.

Neyse bizim genç Politika dersini de okumuş Haham Okulundan ayrılmış. Tekrar aynı köye gitmiş tabii bu süre içinde tipini de değiştirmiş. Köyün girişinde karşılaştığı köylülere, çok ünlü Hahamlardan ilim tahsil ettiğini söylemiş. Köyün ileri gelenleri hürmetle karşılamışlar bu talebeyi ve köyün en güzel evinde misafir etmişler.

Ertesi gün köylülerle birlikte yine havraya gitmişler. Aynı haham aynı şekilde yalan yanlış vaaz ediyormuş. Genç galeyana gelmiş rolünde ayağa fırlamış ve havradakilere; “- Eyy cemaat demiş, bu Hahamınız var ya bu hahamınız, böyle kıymetli Haham zor bulunur ben diyorum ki, sizin hahamınızın sakalından bir kıl koparan cennete gider, saçından bir kıl kopartan cehennem azabı görmez.”

Bu hitap üzerine köylülerin tamamı Hahamdan bir kıl koparmak için Hahama saldırmışlar. Haham köylülerin altında ezilmiş aradan da çocuğa söyleniyormuş. “- Seni tanıdım, sen geçen sene buraya gelen kişisin, ama bu defa POLİTİKA okumuşsun.” demiş.

Bu kıssa aralarında asırlardır anlatıldığı için bu gün Yahudiler menfaatleri neyi gerektiriyorsa onu yaparlar. Bir düşünün. Komünizmin lideri onlar, faşizmin akıl hocası onlar, kapitalist dünyayı yöneten onlar, yeri gelmiş, Türk Milliyetçisi bile, şeyhülislam bile olmuşlar, bu manada yazılar yazmışlar, akıl hocalığı bile yapmışlar…



Alıntıdır


Ulvi Hoca:

Şunu hiçbir zaman unutmayın Ayeti Şerif 'te Emir Bellidir '' Emrolduğun gibi dosdoğru ol '' Hz Ali Efendimiz Emretmiştirki '' Ya Göründüğün gibi ol yada olduğun gibi görün ''

Zaten Bu Ayeti Şerif 'e ve Hz. Ali Efendimiz 'in Emri ilmi siyasetçileri ve ilmi siyaseti savunanlara tokat gibi cevaptır. Yalanlarına, sahtekarlıklarına, hile ve hurdalarına, çok yüzlülüklerine

Unutmayın Yalan Münafıklığın alametlerindedir ve üç yerde sadece mübah bırakılmıştır. Ama İLmi Siyaset sadece yalanı gerektiri, yılan kıvranmayı, dansöz gibi kıvırmayı

Yüzsüz ve şerefsizlerin işidir

Size İlmi Siyasetten bahseden ve hocalık cakası yapan, hocalık Müslümanlık, İslamiyet satan varsa bilinki ya yahudi asıllıdır yada yahudi yapılı yada yahudi özentisi yada daha bu Din'i Bilmiyen bir cahil

zamanında ilmi siyaseti öven çok Müslüman olduğunu iddia eden dilar kazıklar vardı hatırlarsanız işte size onun gerçeği


Ulvi Hoca / 2010
 
Üst Alt