Ezan oldum dinmedim, bayrak oldum inmedim, şehit oldum ölmedim. Adım Müslüman soyadım Türk benim...
  • ULVİ HOCAM NURKUL HOCAM 2300 GÜN 7 YIL OLDU LÜTFEN GELİN SİZİ ÇOK ÖZLEDİK.. İlimyuvası Yönetim İletişim ilimyuvasi.com@gmail.com

Evlilik gerekli midir?

mucahid67

Çavuş
EVLİLİK GEREKLİ Mİ?
Evliliğin amacı, eşleri kısıtlamak değil, ikisini bir bütün yapmaktır.

İnsanoğlunun dünya üzerinde ilk görülmesinden beri evlilik mevcuttur ve tarihin kaydettiği bütün topluluklarda aile kurumu baş tacı edilmiştir. Evlilikte iki cins birbirini tamamlar. İki vücut, iki kalp, iki ruh ve daha doğrusu iki şahsiyet birleşir.

Son dört bin yıldaki seksen uygarlıkla ilgili kapsamlı bir araştırma yapmış olan İngiliz antropolog John D. Urwin, her uygarlıkta aile bozuldukça uygarlığın da parçalanmaya başladığını görmüştür. Urwin 'in araştırmasına göre erkek, enerjisini şehvet ve arzuları yönünde kullanırken evlendiğinde ev kurmak için ter dökmekte, geleceğe yatırım yaparak en iyi faaliyeti göstermeye çalışmaktadır.

Neden evlilik ?

Son zamanlarda ailenin görevlerinde değişiklikler olduysa da şu dört temel ilke her zaman vardır ve var olacaktır:

1. Cinsel ihtiyaçların karşılanması : Toplumun huzurunu sağlamak amacıyla cinsel davranışlara çeşitli kısıtlamalar getirilir; evlilik kuralları da bu kısıtlamalardandır. Ancak cinsel ihtiyaçlar evliliğin tek amacı değildir.

2. Ekonomik işbirliğinin sağlanması : Bilinen bütün insan topluluklarında cinsiyete göre bir iş bölümü ve işbirliği vardır. Erkeklere fiziki güçleri sebebiyle daha ağır ve zorlayıcı görevler verilmektedir. Kadınlar için çocuk doğurma esas olduğundan bu görevin yanı sıra çoğunlukla daha hafif işler uygun görülmektedir. Kısacası kadının ve erkeğin aileye katkıları birbirini tamamlamaktadır.

3. Üreme, çoğalma ortamının sağlanması

4. Çocuğun yetiştirilmesi, bakım ve eğitimi (sosyalleşme) : Aile üyeleri, bu konuda kendi paylarına düşeni yerine getirerek aile birliğine katkıda bulunurlar.

Peki evliliğin faydaları neler ?

Evlilik birçok ihtiyacımızın tatminini sağladığı gibi birçok avantajları beraberinde getirir. Onları kısaca sıralarsak;

- Kişinin hayatı düzene girer. Beslenmesi, ısınması, giyinmesi ve barınması tertipli olur.

- Ruh sağlığını tehdit eden yalnızlık ve sıkıntı hissi, ailenin sıcak ortamında kaybolur. Evlilik. tek başına yaşamaktan daima daha güven vericidir.

- Annelik ve babalık gibi zevklerin en güzeli tadılır.

- Hanımlar ekonomik emniyet duygusunu ve ihtiyacını tatmin ederler.

- İntihar, bunalım, ruhî hastalıklar evlilerde, bekarlara oranla daha az görülür. Çünkü evlilik kişiye bir taraftan sosyal bağımlılıklar ve sorumluluklar getirirken, aynı zamanda sosyal itibar ve korunma sağlar.

- İsraf, kumar, alkol ve benzeri kötü alışkanlıklara düşkünlük, sıkıntı, boşluk hissi, amaçsızlık, zaman israfı, kavgacılığa meyil, çabuk öfkelenme gibi problemler bekarlarda evlilere oranla daha sıktır.

- Evliliğin sağladığı faydalardan en önemlisi ise cinsel ihtiyaçların doyumu için bedenî, ahlâkî ve hissî yönden geçerli en iyi çözüm olmasıdır.

- Evlilikle psikolojik ve emosyonel birliktelik sağlanır. Aile içinde bütün bireyler ve öncelikle de karı ve koca arasındaki karşılıklı ilişkiler menfaate dayalı değildir. Ruhsal bir ilişki de söz konusudur ve bu ilişki sevgiyi, şefkati, merhameti, sevecenliği, karşılıklı güveni, fedakârlığı, teselli ve yardımı doğurur ve devam ettirir. İnsan tabiatının kendini en iyi şekilde ifadesi bu ilişki ile filizlenir. Erkek ve kadının ruhsal potansiyeli sadece aile kurumu çerçevesi içinde realize olur ve aile çevresi ve dış dünyada bu sayede iyilik ve fazilet duygularını yeşertir. Evlilik arkadaşlığında her eş sürekli artan bazı sorumlulukları yerine getirme duygusu yaşar. Aileye çocuklar da katılınca sevgi, şefkat ve fedakârlık değerleri gerçekliğe dönüşür ve sabit kişilik özellikleri haline gelir.

- Eşlerin sevdiği, güvendiği, cesaret verdiği, birlikte gülüp beraber geliştiği ve kendisine yalnızca kendisine ait olduğunu bildiği birinin olmasının getirdiği güven duygusu evliliğin bir diğer faydasıdır. Evliliğin amacı, eşleri kısıtlamak değil, ikisini bir bütün yapmaktır. Karşılıklı destek, sevgi ve teşvikle mümkün olan en üst seviyeye kadar geliştirmektir.

Kur'an-ı Kerim'de evlilik ve aile hakkında: "İçinizden, kendileriyle huzura kavuşacağınız eşler yaratıp; aranızda muhabbet var etmesi, O'nun varlığının belgelerindendir. Bunlarda düşünen milletler için dersler vardır." buyrulmuştur.

Gerçekten aile toplumun temelidir ve hep var olmaya devam edecektir.
 

mucahid67

Çavuş
EVLİLİKTE SADAKAT
Evlilikte kaçamak yapanlar çok şeylerini kaybedebilirler: En başta eşini çocuklarını kendine saygısını saygınlığını belki işini ve kariyerini hatta hayatlarını...

Evlilikte mutlu olmak için en önde gelen unsur, güven ve sadakattir. Eşi aldatma öyle çıkmaz bir yoldur ki boşanmanın başta gelen sebebi ve gerekçesidir. Buna rağmen Batı ülkelerinde sık rastlanır. Maalesef ülkemizde de gerek medyanın ve özellikle televizyondaki pembe dizilerin etkisiyle, gerekse ailelerdeki çözülme yüzünden daha sık rastlanmaktadır.

Sadakatsizlik, yapanı ve eşini olduğu kadar belki başka bir eşi veya çifti de olumsuz etkiler. Çocuklar perişan olabilir. Menfi tesiri anne baba ile akrabalara bile yayılabilir.

Esas zararı ise yapan görür. İş verimi düşer, huzuru kalmaz. Hovardalık eden taraf dürüstlüğünü kaybeder ve içten içe kendisinin yalancı, sözüne güvenilmez ve vicdansız olduğunu düşünmeye başlar. İlişkisi sürekli olursa insafsız ve vicdansızın biri olup çıkar.

Kaçamak yapanlar çok şeyi kaybedebilirler. En başta eşini, çocuklarını, yuvasını, huzurunu, kendine saygısını, saygınlığını, belki işini ve kariyerini, hatta hayatlarını... Birkaç dakikalık bir zevk için her şeyi riske atmışlardır.

Niçin aldatma?

Çıkmaz yol olmasına rağmen insanlar niçin eşlerini aldatırlar? Cevabı kısa hazlar yaşamak içindir. Haz, mutluluktan farklıdır. Haz geçicidir, mutluluk ise uzun sürelidir. Hazzın içinde nefsilik vardır. Psikiyatrik tabirle altego ile hissedilir. Mutlulukta ise devamlı bir memnuniyet hali, hoşnutluk duygusu bütün benliğe hakimdir. Mutluluk, daha derinden yaşanır ve kalıcı bir duygudur. Mutlu kişi huzurludur, kendisiyle barışıktır.

Kimle aldatır?

Yapılan istatistikler aldatan kişinin çoğunlukla yakın çalışma çevresinden biriyle eşini aldattığını göstermektedir.

Suçlu kim?

Evliliğin sorumluluğu iki tarafça paylaşılır. Bu yüzden suçu tek tarafa yıkmak doğru olmaz. Karşılıklı sevgisizlik, ihmal ve vakit ayırmamak gibi birçok faktör işe karışır.

Kocasını aldatan birçok kadının derdini, ızdırabını dinledim. Gördüm ki genellikle ruhen ve hissen doyumsuz kadınlardır. Fiziksel, duygusal ve ruhsal açıdan tatmin olan bir hanım eşini aldatmaz. Hatta böyle bir ihaneti içinden bile geçirmez. Eşini de mutlu eder, ona doyum sağlar.

Ne yapılmalı?

• Evlilik, kadın ve erkek iki ferdin bütünlüğünden oluşur. Bu bütünlük her yönü kapsar. Bu yüzden sevgi iletişimini iyi kurmak gerekir. Karşı tarafla ilgilenmeli, problemlerine ortak olmalı, onu mutlu etmeye çalışmalıdır.

• İşyerinde makyajlı, parfümlü, güler yüzlü kadınlarla çalışan erkeklerin hanımları güler yüz ve yakınlığı eşlerine göstermeli ve onlara kapılmasının önüne geçmelidirler. Akşam eve geldiklerinde güler yüzle, özenle giyinmiş olarak onu karşılayan karısını görünce erkeğin içi mutlulukla dolacak, her gün bir an önce eve gelmek için can atacaktır.

• Erkeğin hanımına vakit ayırması şarttır. Eve elden geldiğince erken gelmeli, hafta sonlarını mutlaka eşiyle geçirmeye gayret etmelidir.

• Eşler bilmelidirler ki başkasında cazip gibi görünen özellikler, kendi eşlerinde de vardır. Hatta eşinin birçok üstünlükleri de mevcuttur. Yeter ki arada iyi iletişim kurulsun, karşılıklı sevgi ve saygı muhafaza edilsin.

Yine karı ve koca, eşlerini başkalarıyla kıyas etmemelidirler. Çünkü her şeyin özelliği farklıdır. Kendi eşlerinin üstün ve güzel yanlarını görüp, bununla mutlu olmaya ve ailelerini mutlu etmeye çalışmalıdırlar.

AİLEDE ŞİDDET
Eşler arası geçimsizliklerde "şiddet" önemli bir rol oynar. Erkeğin otoritesini kuramadığı zaman en sık başvurduğu silâh dayaktır. Toplumumuzda dayakla ilgili çok yanlış tutum ve kabullenmeler var.

Kimi erkekler, dayağın hakimiyet kurmada etkili bir araç olduğuna inanır. Dayağa iki durumda başvurulur:

Birisinde, kadının gerçekten kusuru vardır. Yerine getirmesi şart olan bir görevi ihmal etmiş veya kabul edilemez bir hata işlemiştir.

İkincisinde, erkek haklı olduğu bir nokta olmadığı halde sırf bir tartışmadan, öfkesinden ve duygusal davranışından dolayı eşini dövmüştür.

Biz her iki durumda da dayağın çözüm olmadığını, hem ondan çok daha etkili usullerin olduğunu, hem de dayağın çok olumsuz sonuçlar doğurduğunu söylüyoruz.

Kimi erkekler dayakla otorite kurar ve sürdürürler. Bazen de dayak ters teper, otoriteyi kırar. Kimi durumlarda ise, dayak etkili olur; ancak erkek sevgiyle değil, hep korkuyla ve nefretle hatırlanır. Kadın, erkeğini kızdırmamak, ağır hakarete uğramamak veya dayak yememek için istemeyerek saygı gösterir. "Ne yapayım, bu benim kaderim. Hem boşanıp da ne yapacağım? Beni kim alır? Bu kadar çocuktan sonra zaten bir yere gidemem. Onların hatırı için katlanmaya mecburum" diye düşünür.

Dayak konusunda her iki tarafın da büyük sorumlulukları var. Ama genelde ve öncelikle erkekler sorumlu. Allah'ın en değerli nimetlerinden birisi, kendilerine emanet edilen erkekler! Her şeyden önce şefkati sonsuz olan Rabbimiz, "şefkat kahramanı" olan kadınları sizlere emanet etmiş. Emanete hıyanet etmeyiniz. Emin ve güvenilir olunuz. Siz eşinizi her türlü kötülükten korumakla görevlisiniz. Başkasının zararlarına karşı göğsünüzü siper etmeniz gerekirken, nasıl olur da asıl zararı veren siz olursunuz? Birisi eşinize kötü söz söylese veya vursa, canınızı ortaya koyarcasına savaşmaz mısınız? Başkasına yasak olan bir şey nasıl olur da size serbest olabilir?

Amerikalıların üçte birinden fazlası, bir erkeği, hanımına veya bir kadın arkadaşına vururken gördüğünü söylemektedir. Bu sonuç ailede şiddet araştırması neticesinde anlaşılmıştır. 1000 kişi üzerinde yapılan anketten, aile içi şiddetle ilgili aşağıdaki neticeler çıkmıştır:

• Yüzde 19'u hırsızlığa veya aile fertlerinin hırsızlıktan dolayı birbirlerine hücum ettiklerine şahit olmuşlardır. Yüzde 34'ü de bir erkeğin bir kadını dövdüğünü görmüştür.

• Kadınların yüzde 14'ü kocası veya bir erkek arkadaşı tarafından dövüldüğünü itiraf etmiştir.

• Yüzde 88'i inanıyor ki: Bazı kişilerin dayak ve zorbalığı, çocukken evde yedikleri dayaktan veya evdeki dayak, saldırı gibi şiddet hareketlerine şahid olmaktan kaynaklanmaktadır.

• New Hampshire Üniversitesi'nden Sosyolog M. Straus başkanlığında 1975 ve 1985 yıllarında da bir araştırma yapılmıştı. Son araştırma neticeleri, eski neticelerle aynı mahiyeti taşımaktadır. Straus şöyle diyor: "Aile içindeki dayak, zorbalık gibi şiddet hareketleri, araştırmaların gösterdiğinden daha yaygındır ve anket neticelerinin iki mislidir." Yani çiftlerin yaklaşık yüzde 68'i, senede en az bir kere şiddetli kavga ediyor, erkek kadına dayak atıyor.

Evlilik aşkın şiddetlenmesidir, bitişi değil!

Hem dayakla sevgi bağdaşmaz. Evlilik öncesini veya evlilikteki ilk günlerinizi hatırlayın. Nasıl toz pembe ve mutlu bir evlilik düşlüyordunuz? Eşinizi nasıl sevdiğinizi söylüyordunuz? Onsuz dünya boş ve anlamsız gelmiyor muydu size? Peki değişen ne ki, onu üzüyor, acı veriyor, ağlatıyorsunuz? Yoksa siz de mi, "Evlilik, sevgi ve aşkın bitişidir" safsatasına inanıyorsunuz? Hayır! Yanılıyorsunuz. Evlilik, sevginin ileri bir aşaması, aşkın şiddetlenmesidir. Düşünün! Eşinizde ne kadar güzel huylar, meziyetler, hünerler var. Olumlu hareket onun başarısını, size karşı olan güvenini ve sevgisini arttırır; dayak ve hakaret meziyetlerini öldürür, şevkini kırar. "Beni sopalayan bir erkek için mi bunca sıkıntıya katlanıyorum" diye düşünür.

Dayak, şefkatle de bağdaşmaz. Kadın bazı bakımlardan zayıf ve erkeğin desteğine muhtaç bir şekilde yaratılmıştır. Ona şefkat etmelisiniz. Zaten yüreğiniz ona karşı şefkat ve merhamet hisleriyle doludur. Birkaç gün hasta olsa ne kadar üzülürsünüz. Acele doktora veya hastaneye yetiştirmek zorunda olduğunuz bir hadise yaşamış olabilirsiniz. O andaki duygularınızı düşünün. Belki kaç kez hiç üzmemeye ve hiç kırmamaya yemin etmiştiniz. Peki, bunca şefkat ettiğiniz bir varlığı, kendi elinizle incitmek, hele Rabbimizin birliğinin en güzel delili olan yüzüne vurmak, içinizdeki sımsıcak duygularla bağdaşır mı? Onun içli ağlayışı, titrek ve ürkek bakışları, üzerini ıslatan gözyaşları, çaresizliği, kimsesizliği yüreğinizi paralamıyor mu?

Hem dayak sizi yanlış tanıtır. Sizi, sevilen, aranan, varlığıyla mutlu olunan bir erkek değil, korkulan, ürkülen ve eve gelmesi bile istenmeyen bir erkek durumuna düşürür. Belki çok güzel huylarınız, çok üstün meziyetlerimiz vardır. Ama dayak atmanız sizin bu güzelliklerinizi perdeler, sizi yanlış tanıtır.

Dayak yerine, onu anlamaya çalışın. Bazı hatalarına sebep olan eksiklik ve aksaklıklar varsa onları tespit edip düzeltin. Konuşarak, teşvik ederek, ödüllendirerek onu ikna edin.

Temel haklarından mahrum etmeyin. Ama bazen fazladan vermeyi düşündüğünüz bir imkânı koz olarak kullanabilirsiniz. Nasıl ödül vermek bir yolsa, ondan mahrum etmek de bir usuldür. Söz gelişi, "Böyle olursa ben de gezi programını iptal ederim veya almayı düşündüğüm şu eşyayı almam" diyebilirsiniz.

Çünkü bazı olumlu davranışlar kadınlar tarafından istismar edilebiliyor. Kimi kadınlar, "Nasıl olsa bir şey yapmaz" diye sorumsuz davranabiliyorlar. Bu durumlarda zaman zaman surat asmak, memnuniyetsizliği belirtmek gerekebilir. Fakat şiddetin hiçbir zaman çözüm olmayacağı akıldan çıkarılmamalıdır.

Hanımlar! Eğer sonuç almak istiyorsanız, acı söz, hakaret, tartışma ve eşinizi incitmekle bir yere varamazsınız. Tatlı dilli olun. Tatlı dil yılanı bile deliğinden çıkardığına göre, eşiniz yılandan da mı kötü? Önce siz eşinize göstereceğiniz sevgi, saygı ile gönlünü fethedin. Onun isteklerini yerine getirerek kozlarını elinden alın. Siz gereken tavrı sergilerseniz, o hangi bahaneyle size zarar verecektir? Zaten siz onun istediği gibi davranırsanız, o da sizin isteklerinizi yerine getirecektir.

Erkekler! Siz de dayaktan medet ummayın. İsteklerinizi, zor ve baskıyla değil, tatlılıkla ve güzellikle yaptırın. Sevin, sevilin. Övün, takdir edin.

İşte o zaman aileniz gerçek bir cennete dönecektir.
 
Üst Alt