Ezan oldum dinmedim, bayrak oldum inmedim, şehit oldum ölmedim. Adım Müslüman soyadım Türk benim...
  • ULVİ HOCAM NURKUL HOCAM 2200 GÜN 6 YIL OLDU LÜTFEN GELİN SİZİ ÇOK ÖZLEDİK.. İlimyuvası Yönetim İletişim ilimyuvasi.com@gmail.com

Dua almaya bakın

incinme

Uzman Çavuş
Dua almaya bakın



Seyyid Fehim Arvasi, hal ehli bir veli'ydi.

Büyük insan olduğu, her halinden belliydi.



O, bir gün buyurdu ki: (Bakın dua almaya.

İnsan, dua alarak yakın olur Allah'a.



Evliya-yı kiramdan, Ubeydullah-ı Ahrar,

Çok dua istemeyi, etmişti adet, şiar.



Buğday satın almıştı, bir gün de bir kimseden.

Ayrılıp gitti sonra, hiç dua istemeden.



Üç günlük bir mesafe gitmişti ki o fakat,

Dua almadığını hatırladı o saat.



Dedi: (Eyvah, ben ondan dua talep etmedim.

Onun duasındaydı belki de saadetim.)



Üç günlük mesafeden, geriye döndü yine.

Geldi buğday aldığı o köylünün evine.



Köylü onu görünce, sual etti pür-telaş:

(Yoksa bozuk mu çıktı buğdaylar ey arkadaş?)



Dedi ki: (Hayır hayır, iyi çıktı buğdaylar.

Ve lakin istemeyi unuttuğum bir şey var.)



(Nedir?) diye sorunca, dedi ki: (Biraderim!

Ben, gördüğüm herkesten, dua talep ederim.



Lakin senin duanı, unuttum istemeyi.

Yolda hatırladım da, bu yüzden döndüm geri.)



Köylü, hayret içinde dedi: (Yani şimdi sen,

Yalnız bunun için mi geldin hiç üşenmeden?)



(Evet, sırf bunun için geldim) dedi o Hazret.

Köylünün şaşkınlığı, fazlalaştı begayet.



Ellerini kaldırıp, dedi ki: (Ya ilahi!

Aç bunun kalp gözünü, veli olsun bu dahi.)



Anında kabul oldu, onun bu halis sözü.

Hace Ubeydullah’ın açıldı gönül gözü.



Yine bir defasında buyurdu: (Haya, edep,

Hayatın her anında, lazımdır insana hep.



Herhangi bir mümini görürseniz siz eğer,

Mütevazı davranıp, verin kıymet ve değer.



Zira hiç belli olmaz, o gördüğün, kim bilir,

Allah'ın çok sevdiği bir veli olabilir.



Vaktiyle bir talebe, yürürken yolda bir gün,

Öteden geldiğini farketti bir büyüğün.



Durdu ve edebinden, yol verdi ihtiyara.

O öne geçsin diye, çekildi az kenara.



Lakin o yaşlı zat da durdu ve dedi: (Ey genç!

Ne için yürümezsin, yol senin, önce sen geç.)



Çocuk çok edepliydi, dedi ki: (Ey efendim!

Ben sizin önünüze nasıl geçebilirim?



Siz yaşlı amcasınız, ben ise bir talebe.

Önünüzden yürümek yakışır mı edebe?)



Evliyadan bir zatmış meğerse o ihtiyar.

Dönüp, o talebeye eyledi tek bir nazar.



O nazarla, çocuğa bir hal oldu o anda.

Kalp gözü açılarak, evliya oldu o da.)
Abdüllatif Uyan...alıntı
 
Üst Alt