Ezan oldum dinmedim, bayrak oldum inmedim, şehit oldum ölmedim. Adım Müslüman soyadım Türk benim...
Neler yeni
ULVİ HOCAM NURKUL HOCAM 1825 GÜN 5 YIL OLDU LÜTFEN GELİN SİZİ ÇOK ÖZLEDİK.

Atatürk’ün gazi ve şehit çocuklarına bıraktığı miras

F@lsefe

Uzman Onbaşı
#1
“Kilometrelerce süren bir masal fabrika… Sisli ışıkları, koyu laciverdin içinde nadide bir mücevher gibi parlıyor.” Bu masal fabrika, cumhuriyetin ilk demir çelik fabrikası! Atatürk’ün ilk göz ağrısı. 1937’de Atatürk şöyle diyor: “Kurtuluş savaşı sırasında yurt sathında en fazla şehit ve gaziyi Kastamonu havzasında verdik. O bölgeye demir çelik fabrikası kuralım ki o şehit ve gazilerin çocukları, torunları orada çalışsınlar.” 13 hanelik bu köyden, cumhuriyet kenti Karabük çıkıyor.
Kardemir, 1994’te Çiller hükümeti devrinde, ABD’nin isteğiyle, özelleştiriliyor. Halkın ayağa kalkmasıyla ve “Kardemir bizimdir” haykırışıyla Kardemir’in idamı hayata geçirilemiyor. Yüz binlerce kişi ayaktadır. Kardemir, halka ve çalışanlarına satılıyor ama getirilen bir şartla, alanlar yüzde “bir” den fazla hisseye sahip olamıyor. * * *
2001’e kadar Kardemir böyle çalışıyor. Halkın ve işçinin şirketi olarak. Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi 2001’de Kardemir’in de soluk almasının engellendiği bir döneme giriliyor. Fabrika yönetimi işgal ediliyor. Bir küçük azınlık yönetimi; üretimi, satışı ve sendika ağalığını ele geçiriyor. 250 trilyon kâr eden fabrikada zamlar durduruluyor, kâr payı dağıtılmıyor, haklarını isteyenler işten atılıyor, sonunda işçiler Çelik-İş’ten ayrılıp Türk ****l sendikasına toplu geçiş yapıyor. Patron sendikası işlevsiz kalıyor ve müdahale başlıyor. Önce 185 işçi çıkarılıyor. Haziran 2010’da 29 işçi işten atılıyor. Anayasal haklarını kullanmaları, gerekçe!..
Kısım amir ve şefleri, baskı ve tehditle işçileri eski sendikaya döndürmeye çalışıyor. Yolda yürüyen işçilerin üzerine araba sürülüyor. Kalp krizinden gidenler oluyor. Baskı ve zulüm aralıksız devam ediyor. Ucuz işe razı olan yeni işçiler, eskilere gözdağı vermek için vardiya çıkışlarında kapılara sıralanıyor.
Bu durumu Roma İmparatorluğu’nun arenasına ve yönetimi de arenada oturup kölelerin aslanlara atılışını seyreden konsüllere benzetebilirsiniz ama benim aklıma, böyle anlarda, nasıl ödeneceği belli olmayan o müthiş “kul hakkı” gelir. Affedilmeyen birkaç büyük günahtan en önde geleni budur.
Şimdi gene Kardemir’de direniş var. Yakında lojmanlarından da çıkarılacaklar. Altı ay içinde Kardemir işçilerinin geleceği, açtıkları davalarla belirlenecek. Bu süreç içerisinde Kardemir işçilerine ve ailelerine yardım amacıyla bir fon oluşturulmasına karar verilmiş. İşçilerin denetiminde bir açık hesap oluşturulmuş.
Kardemir işçilerinin üretimi, kentte haddehaneleri olan birilerinin tezgahına akıyor. Bire 500 kârlarla tüm kent satın alınıyor. Bu yardım fonunun hesap numarası İBAN NO TR 46 0004 6000 8188 80000 11 3602. Destek mesajları için, işçi sitesi www.karabüknethaber.com
Banu Avar 2 günlüğüne Karabük’e gitti. Orada işçi aileleriyle esnaf ve sendikalarla görüştü. İlginç şeyler anlatıyor. Onun kendi sitesinden bunları okuyabilirsiniz.
* * *
Son söz olarak şunları dile getirmekten kendimi alamıyorum. Manisa’daki talebeleri tehdit eden rektörün hareketlerini hatırlıyor musunuz. Parmaklarını tabanca kullanır gibi açarak:
“Ben de sizi buradan atarım” demişti. Çocukların kabahati de “Atatürk bize cumhuriyeti koruma görevi verdi” demeleri. Bursa nutkunu hatırlatıyorlar. Herkesi her yerden atabileceklerini sanıyorlar. Öyle de yapımaya çalışıyorlar. Üniversiteden, fabrikadan, askeriyeden, bürokrasinin her alanından. Bu attıklarına karşı da, kendi kadrolarını dolduruyorlar. Yağma yok. Herkesi her yerden atamazsınız. Eskiden Osmanlı halkı padişahtan bizar oldukları zaman “zulmün artsın padişahım” diye bağırırlarmış. Artık zulmün artacağı bir sınır kalmadı.


Afet Ilgaz
 

Benzer konular