Ezan oldum dinmedim, bayrak oldum inmedim, şehit oldum ölmedim. Adım Müslüman soyadım Türk benim...
  • ULVİ HOCAM NURKUL HOCAM 2200 GÜN 6 YIL OLDU LÜTFEN GELİN SİZİ ÇOK ÖZLEDİK.. İlimyuvası Yönetim İletişim ilimyuvasi.com@gmail.com

Aile bir okul gibidir

F@lsefe

Uzman Onbaşı
Hiç kimseye göstermediğiniz tölaransı ailenize gösterirsiniz, hiç kimse için yapmayacağınız şeyleri aileniz için yaparsınız öyle değil mi? Onları her şeyin önünde tutar ve hayatı burada tanırsınız...




İster kadın olun, ister erkek, kendinizi yaşadığınız ailenin bir parçası olarak görür ve ailenizin fertlerine sevgi ve saygı beslersiniz... Aileyi bir arada tutan iksir de aslında budur. Yani, aile bireyleri, birbirleriyle yakınlık, sadakat karşılıklı bağlılık ve dayanışma içindedirler. Burada kişi, aile içinde sabrı, dayanışmayı, başkaları için bir şeyler yapmayı, karşılıksız sevmeyi öğrenir. Bu yönüyle her aile bir okul gibidir, farkında olmadan bizlere her an bir şeyler öğretir...
Ailede yaşamlar iç içedir ve bu örgü içinde yapılandırılmış bir düzen vardır. Aile üyelerinin statüleri ve sorumlulukları bellidir ve herkes kendi üzerine düşeni yapar. Bu yönüyle de aile, üyelerine grup ya da toplum içinde nasıl yaşayacağını rollerinin neler olduğunu öğretir. Aile ilişkileri başlangıçtan itibaren paylaşım ilkelerine dayanır... Evlilik, iki ailenin kültürünü bir araya getirerek paylaşım ortamının oluşmasına zemin hazırlar. Eşler doğup büyüdükleri ailenin kültürel mirasını kendi aile ortamlarına taşırlar buradan da çocuklarına aktarırlar. Bu çatı altında eşler birbirine benzeyen ya da benzemeyen kültürel birikimlerini, tecrübelerini, aile öykülerini paylaşırlar ve kendileri için gerekli olan bilgilere buradan ulaşırlar... Büyüklerin tecrübeleri, kendileri için hazırlanmış birer kitap gibidir ve onların hayatında yeniden hayat bulur... Bu yönüyle de aile, geniş bir okul gibidir. Kişiye dair, hayata dair, olaylara dair bilgi ve deneyimler buradan elde edilir ve insanlara buradan aktarılır.
Aile bireyleri birbirlerine sosyal, duygusal ve ekonomik olarak da bağlıdırlar. Ancak bu bağlılıkları onlara hiçbir zaman rahatsızlık vermez aksine birbirlerine yakınlaştırır. Bu da kişiye hiçbir zaman tek başına yeterli olmadığını, aile bireyleriyle ve çevresindeki insanlarla insani bağlılıklarının hayatında önemli bir yeri olduğunu öğretir.
Aile her an öğrenmeye açıktır... Burada hayata dair kitaplar yazılır, öyküler hazırlanır ve hayatın kalbi burada atar:
Bireyin kişiliği aile içinde şekillenir, yani kişi aile içinde ebeveynini örnek alarak kendini oluşturur ve nerede nasıl davranacağını öğrenir.
Aile ortamında yaşamın bütün zorlukları paylaşılır ve bu da hayatı daha yaşanabilir kılar ve aile bireylerini rahatlatır.
Çocukların eğitimi aile içinde verilir ve ebeveynler çocuklarını hayata hazırlarken kendileri de bir şeyler öğrenirler.
Aile çocuklarına içinde yaşadığı toplumun kültürel mirasını ve değerlerini aktararak önemli bir sorumluluğu yerine getirirler.
İster kadın olsun ister erkek olsun hiçbir zaman evliliklerine sıfır noktasından başlamazlar. Her iki tarafın da, kendi ailesinden ve çocukluk tarihinden getirdiği bir geçmişi, ilişkilerinin içinde her zaman vardır. Birliktelik, ortak oluşturulan organizasyonlar ve düzenlemelerle yeniden yapılandırılır ve bütün bunlar aile içinde gerçekleşir...
Sağlıklı bir aile ortamı en büyük zenginliktir ve bu zenginliğe sahip olanlar kendilerini daha iyi hissederler. Ancak bunun için, eşler evliliğin emek isteyen bir süreç olduğunu kabul etmeli ve çocuklarına örnek bir yaşam bırakmaları gerektiğini bilmelidirler.
Ailede huzurun sağlanması ve bunun sürekli hale getirilmesi eşlerin bu sürece emek vermeleriyle mümkündür. Bu da sadece psikolojik ve sosyal olarak büyüme ve olgunlaşmayla olabilecek bir şey değildir aynı zamanda, Allah'ın rızasına uygun yaşamak ve hakkaniyet ölçülerini dikkate almak da gerekir... Peki emek vermek nedir? Emek vermek, eşlerin birbirlerine vakit ayırmaları, anlayışlı ve sevecen davranmaları, ilgi ve sevgiyi ayakta tutmaları, hayatın getirdiği meşakkatleri birlikte taşımalarıyla mümkün olabilir. Eşlerin, sürekli değişen, yenilenen ve hızla akıp giden bir sürecin içinde yaşadıklarını bilmeleri, ilgi ve emekle aile kurumunu korumaları gerekir. Unutmamalıyız ki, aile öğrenme kapasitemizi geliştirdiğimiz ve hayata ve kendimize dair her geçen gün yeni şeyler öğrendiğimiz bir alandır. İnsan nesli hayata burada başlıyor, burada varoluşsal gerçeğini tanıyor ve insanca yaşamanın kurallarını burada öğreniyor...
Sağlığımız

Cep telefonları risk taşıyor

Hayat şartlarının değişmesi ve yaşamın hızlanması, birbirlerinden uzak mesafelerde yaşayan insanların yüzyüze iletişimlerini zorlaştırmıştır. Ayrıca, şehirleşmenin getirdiği sorunlar, bireyleri birbirinden uzaklaştırıyor ve aralarındaki mesafeyi uzatıyor. Bu anlamda cep telefonları önemli bir boşluğu dolduruyor. Anneler okuldan geç gelen çocuklarına daha rahat ulaşabiliyorlar, eşlerine ulaşmak isteyen hanımlar cep telefonuyla haberleşebiliyorlar. Yaşadığımız dünyada, iletişimi sağlamamız açısından etkin bir araç oldu cep telefonları. Ancak ne yazık ki, telefonlar maksadına uygun kullanılmadığında, bazı sorunlara da zemin hazırlayabiliyor. Çep telefonundan tanımadığı insanlarla konuşup evden kaçan genç kızlar, eşine ihanet eden kadın ya da erkekler, geç vakte kadar gereksiz sohbetlerle ömür tüketen gençler bu aracın kurbanı olabiliyorlar. Son günlerde yapılan araştırmalar, cep telefonun uzun süre kullanılmasının çeşitli sağlık sorunlarına da neden olduğunu gösteriyor. Bu konuda ABD'de yapılan bir araştırmaya göre cep telefonları uzun süre kullanıldığında beyin tümörlerini tetikliyor.
Bu konuda Çevre ve Tüketici Hakları Koruma Derneği Genel Başkanı Mustafa Göktaş'ın da bir açıklaması var. Göktaş, " yaşamınızın ön kapısından uygarlık, çağdaşlık medeniyet diyerek teknolojinin nimetleri girerken arka kapınızdan sağlığınız çıkıp gitmesin" diyor ve insanlarımızı uyarıyor.
Göktaş açıklamasında, cep telefonlarını, teknolojinin bir nimeti olarak değerlendirdiklerini ancak bu aracın insan sağlığını olumsuz yönde etkilediğini ifade ediyor.
Gerçekten uygarlık ve modernlik adı altında halka sunulan araçlar, bazı kolaylıklar sağlıyor ancak arka planda büyük tahribatlara neden olabiliyor.
Bu konuda insanları uyaran Göktaş, "telefonla mektup yazılmaz, saatlerce konuşma yapılmaz, hele ki cep telefonu gibi riski ağır olan bir araçla uzun süre telefonla konuşmanın ciddi şekilde sağılığımıza zararlarının olduğunu belirtti... Buna göre telefonun yaydığı elektromanyetik dalgalar bir müddet sonra beyin hücrelerini öldürüyor ve beyin tümörüne zemin hazırlıyor. Ayrıca işitme sorununa neden oluyor, bağışıklık sistemini zayıflatıyor, baş ağrısı ve baş dönmesi yapıyor, duyma hissini bozuyor, dikkat eksikliğine neden oluyor, Kalp ve damar rahatsızlıklarına karşı zayıf bırakıyor... Ayrıca sürekli cep telefonu kullanmak dikkat bozukluğuna sebebiyet verebiliyor, kan hücrelerinin bozulmasına, yoğun stres ve yorgunluk hissine neden olabiliyor... Bu rahatsızlıkların bir kısmı kısa vadede ortaya çıkabilir bir kısmı daha uzun vadede de ortaya çıkar.
Peki ne yapmalı?

Bilindiği üzere toplumun büyük bir kısmı neyi niçin aldığın bilmeden hareket ediyor ve aşırı bir tüketim hastalığına tutuluyor. İnsanımız, yeni çıkan her şeye sahip olmak istiyor. Bu konuda insanlarımız bilinçli tüketici olmak zorundadır. Neyi niçin aldığını aldığı şeyin yararlarını ve zararlarını dikkate almalıdır. Cep telefonunu sadece ihtiyaç dahilinde kullanmalı, ihtiyacı dışında kapatmalıdır.
Cep telefonuyla gereksiz muhabbetler yapmamalıdır.
Cep telefonu okul çağındaki çocuklardan uzak tutulmalı ve çocuğumuz istiyor diye çocuklara telefon alınmamalıdır.
Cep telefonu gün içinde vücuttan uzak tutulmalı ve mümkün olduğunca çantada taşınmalıdır.
İnsanlarımız televizyonda izledikleri kampanyaların büyüsüne kapılmamalı ve ihtiyacı kadar konuşmalı, ihtiyacı dışında telefonu kapatmalıdırlar.
Birkaç söz

Anne babalara tavsiyeler

Anne babalar, çocuklarına yerlere tükürmemeyi, birisi bir şey sormadan konuşmamayı, gereksiz yere yemin etmemeyi, büyüklere karşı saygılı olmayı, dilini, yalan ve kötü sözlerden korumayı öğretmelidir. (İmam-ı Gazali)






Milli Gazete
 
Üst Alt