Ezan oldum dinmedim, bayrak oldum inmedim, şehit oldum ölmedim. Adım Müslüman soyadım Türk benim...
  • ULVİ HOCAM NURKUL HOCAM 2200 GÜN 6 YIL OLDU LÜTFEN GELİN SİZİ ÇOK ÖZLEDİK.. İlimyuvası Yönetim İletişim ilimyuvasi.com@gmail.com

Ahzab suresinde geçen “Cilbab” nedir?

türkislam74

Uzman Onbaşı
Cilbab, erkeklerin de, kadınların da giydikleri bir elbise, bir gömlektir. Zevacir ve Berika'daki hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Haramdan cilbab [gömlek] giyen erkeğin namazları kabul olmaz.) [Bezzar]

(Haya cilbabını [örtüsünü] çıkarandan [aleyhinde] söz etmek gıybet olmaz.) [Beyheki]

Bu hadis-i şeriflerde bildirilen cilbabın çarşaf demek olmadığı, herhangi bir örtü olduğu açıkça görülmektedir. Cilbabın çarşaf değil, dış elbise olduğu tefsir kitaplarında da yazılıdır. Birkaçı şöyle:

Cilbab, baş örtüsünden daha geniş ve gömlekten kısa olan örtüdür. Yüzü ve bedeni örten her örtüye denir. (Ebüssü'ud tefsiri)

Cilbab, kadınların giydileri tek parça örtüdür. (Celaleyn)

Cilbab, göğse kadar inen baş örtüsüdür. (Ruh-ul-beyan)

Cilbab, bedeni baştan aşağı örten çarşaf, ferace, car gibi dış kisvedir. (Elmalılı)

Cilbab, dışa giyilen örtüdür. (Tibyan)

Cilbab, milhafe, uzun entari veya baş örtüsü demektir. (El-Envar)

Nur suresinin 31. ayet-i kerimesinde, (Kadınlar, baş örtülerini yakalarının üzerine örtsünler) buyuruluyor. Eğer kadınlar çarşaf giyselerdi, baş örtüsünü yakanın üzerine örtmekten bahsedilmezdi.

Erkeğin hanımına vermesi vacib olan nafaka, yemek, elbise ve meskendir. Kisve ise, himar ve milhafedir. (Bahr)

Himar, baş örtüsü, Milhafe, dış örtü demektir. Buna eskiden ferace denirdi. Şimdi ise manto deniyor. Erkeklerin giydiği örtüye de milhafe denmektedir. Hz. Enes'in rivayet ettiği hadis-i şerifte, (Resulullah, milhafesini evde giyerdi) buyuruluyor. (Hatib)

Herkesin çarşaf giydiği bir yerde, birkaç kadının manto giymesi fitneye sebep olacağından uygun olmadığı gibi, manto giyilmesi adet olan yerlerde de çarşaf giyilmesi uygun olmaz. Çünkü bir yerde adet olan şeyler giyilmezse, gösteriş ve şöhret olur, fitneye sebep olur. Hadis-i şerifte (Fitneyi uyandırana la'net olsun) buyuruldu. (Hadika)

Nefsimize zor gelse de, dinimizin emirlerini yapmaya çalışmak lazımdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Nefsini hor gören dinine değer verir, nefsini aziz gören dinini horlamış olur. Dinin ise aziz olması gerekir. Nefsini besliyen dinini zayıflatmış, dinini besliyen, dinini de nefsini de beslemiş olur.) [Ebu Nuaym]

Tesettürle ilgili ayet-i kerimeleri Peygamber efendimiz açıklamış, alimler de bizlere bildirmiştir. Bu husustaki tartışmalar kasıtlıdır.

Kur'an-ı kerimde genel olarak herşey, kısa olarak bildirilmiştir. Bunları Peygamber efendimiz açıklamış, o günden beri uygulanmıştır.

Kur'an-ı kerimde (Sakın ana-babana öf deme) buyuruluyor. (İsra 23)

Bir kimse, ana-babasına öf demese, fakat sopa ile dövse, sonra da (Ben öf demediğim için, Kur'anın emrine uydum) dese, bu kimse Kur'ana uymuş mu oluyor? Âyet-i kerimenin ma'nası, (Ana-babanızı üzmeyin hatta onlara öf bile demeyin) demektir. (Beydavi)

Bunun için Kur'an-ı kerimdeki bir ayetin hükmünü öğrenmek için Kur'an tercümesine bakmak çok yanlış olur. Herkes Kur'an-ı kerimden hüküm çıkarabilseydi, hadis-i şerifler lüzumsuz olurdu.

Hırsızlık suçtur. Bir hakim, kanunları esas almadan, sırf Anayasa'ya göre bir hırsıza ceza veremez.Çünkü hırsızlığın cezası açıkça Anayasada bildirilmemiştir. Birçok hükümler kanunlarla açıklanmıştır.

Bunun gibi, dinimizin bir hükmünü öğrenmek için herkes Kur'an-ı kerime bakıp anlıyamaz. Kur'an-ı kerim, hadis-i şeriflerle açıklanmıştır. Hadis-i şerifleri de anlamak büyük ilim işidir. Bunları da İslam alimleri açıklamıştır. Onun için hiç kimseye Kur'an tercümesi okumasını tavsiye etmiyoruz. Bir okuyucu "Kur'an tercümesi, okuyarak dinsiz oldum" diye acı bir itirafta bulunmuştu.

Tıp kitabı okuyarak, ilaç yapmak ve hastaya teşhis koymak yanlıştır. Kur'an tercümesinden hüküm çıkarmak bundan daha büyük yanlıştır. Çünkü yanlış ilaç kullanan ölebilir. Fakat yanlış hüküm çıkaran imanını kaybedip, sonsuz azaba düşebilir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Kur'anı kendi görüşü ile açıklıyan, doğru olsa bile, muhakkak hata etmiştir.) [Nesai]

(Kur'anı kendi görüşüne göre tefsir eden kafir olur.) [M.Rabbani]

Kur'an-ı kerimde buyuruluyor ki: [yabancı erkeklere bakmaktan] sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, [el, yüz gibi] görünen kısmı hariç, zinetlerini [zinet takılan yerlerini] göstermesinler, başörtülerini yakalarına kadar [saç, kulak ve gerdanlarını] örtsünler!) [Nur 31]

Bu ayet-i kerimeden kadınların başörtüsünü sadece yakasına örteceği, baş ve vücudunun diğer yerlerini örtmenin lazım gelmediği anlaşılabilir. Gözünü neden sakınacak, ırzını nasıl koruyacak, zinetten maksat nedir? Kına, sürme boya mıdır, altın, gümüş gibi zinetler midir? Bu hususlar açık değildir, hadis-i şerifle bildirilmiştir. Bir ayet-i kerime de şöyle: (Ey Nebi, hanımlarına, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına [dışarı çıkarken] cilbablarını [dış elbiselerini] giymelerini söyle! Bu, onların tanınıp, eza edilmemelerine daha uygundur.) [Ahzab 59]

Bu tercümeye bakıp "Kadın, tanınıp eza edilmemesi için dış elbise giyer. Tanınıp eza edilmezse, çıplak gezebilir" diyenler çıkmıştır. Bu ayetleri Resul aleyhisselamın nasıl açıkladığına bakmalıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Kadının [yüz ve iki elinden başka] bütün bedeni avrettir) [Mecma'ul-enhür, El-mugni]

Bu hadis-i şerifte kadının tesettürü açıkça, bildiriliyor. Kur'an-ı kerimin 17 yerinde Resulullaha (De ki, bana tabi' olun) buyuruluyor. Allahü teâlânın Resulüne tabi' olup O'nun bildirdiği şekilde tesettüre riayet etmelidir!

Hz. Esma, ince elbise ile gelince, Resulullah baldızına bakmadı. Mübarek yüzünü çevirip (Ya Esma, bir kız, namaz kılacak yaşa gelince, yüz ve elleri hariç, vücudunu erkeklere gösteremez) buyurdu. (Ebu Davüd)

Hz. Âişe buyurdu ki: (İlk muhacir kadınlara Allah rahmet etsin! Tesettür ayeti inince, hemen futalarını yırtıp başlarını örttüler) buyurdu. (Buhari, Nesai)

Kadın avrettir, tesettürü farzdır. Âyet-i kerimeyi kendi görüşüne göre tefsir edip bu farzı inkar etmek küfürdür.

Bir kadın açık gezse kafir olmaz. Fakat kapanmanın lüzumsuz olduğunu söylerse kafir olur. Günah ile küfür farklıdır. Eyyamcı bir gazete, küfrü, günahtan çok küçük görüp, Acem profesörün tesettürü inkar eden yazısını yayınlama gaflet ve dalaletinde bulunmuştur. Böylelerine aldanmamalıdır.
 
Üst Alt